Kürd Milletinin, Diyarbekîr ve Silvan’ın tanınan şahsiyetlerinden olan Mehdi Zana, uzun bir dönemdir hastalık çekiyordu.

Dün (29 Ağustos 2026) akşam saatlerinde hayata gözlerini kapattı ve aramızdan ayrıldı.

Hayatını kaybeden ve idam edilen Milli liderlerimizin, milletimiz için canını veren milli savaşçılarımızın, vatansever aydınlarımızın, yazarlarımızın, büyük edebiyatçılarımızın kervanına katıldı.

Onun ölümü bütün dünya Kürdlerini üzdü.

Ben de çok çok üzgünüm.

Mehdi ZANA’yı, ben TİP VE FKF üyesi olduğum zaman, O TİP’in Genel Yönetim Kurulu üyesi ve “Tip İçindeki Doğu Grubunun” Genç Üyesi olduğu zaman tanıdım.

TİP’in, terzi ve Kürd emekçisi olarak tanınırdı.

Genç, hareketli ve parlak sosyalist bir Kürd siyasetçisiydi.

Anakara ve Ankara DDKO’nun kuruluşundan sonra Kürdistan’da  Silvan ve çevresinde başlayan Komando Zulmüne karşı verdiği mücadele ve takındığı yiğit tutumuyla, daha da yakından tanıma fırsatım oldu.

DDKO’ların Komando zulmüne karşı Kürdistan, Türkiye, Meclis, Türk siyasi partileri, Cumhurbaşkanlığı, hükümet düzeyinde sürdürdüğü geniş kampanyada, DDKO kurucu ve Yöneticidi olarak Onunla yan yana düştük, yollarımız Kürd milli çıkarlarını savunmada birleşti.

Onun Silvan DDKO Kurucusu ve üyesi olmasıyla, dava arkadaşlığımız daha da gelişti.

Milli meseleye bakış açımızdaki farklılık, bu dava arkadaşlığımıza bir zarar vermedi.

TİP’in, Kürd milleti ile ilgili 4. Büyük Kongresinde aldığı kararla ilgili olarak Onunla ve TIP’teki DOĞU GRUBUYLA  farklı bakış açılarına sahip de olsak, sonuçta alınan kararda ortaklaştık.

12 Mart 1971 Darbesinde, yollarımız, Diyarbakır-Siirt İlleri Sıkı Yönetimİ Komutanlığı Askeri Ceza Evinde birleşti.

Cezaevinde Kürd sosyalistleri arasında; bağımsız örgütlenme, milli mücadelenin stratejik hedefi konularında DOĞU Grubuyla aramızda geçen sert tartışma ve mücadelede, karşı karşıya düştük. Ama hiçbir zanan O doğrudan bizim ideolojik-fikri mücadelede hedefimiz olmadı.

Cezaevinden 1974 yılındaki Genel Af’la serbest kaldığımız zaman, aramızda belli  kırgınlıklar vardı.

Ama bu kırgınlığa rağmen, hep ilişki içinde olduk.

Diyarbakır-Ergani’ye yerleştikten sonra, Onun ve Niyazi Tatlıcı’nın ortak terzihanesi uğrak yerlerimden biri oldu.

Bilindiği gibi, 1974 Sonrası Kürd Milli  Hareketinde yeni bir bahar ve rönesans dönemi başkadı.

Kürdistan’ın Kuzeyinde Kürd Milli Hareketi,  örgütsel olarak çoğulcu bir döneme girdi.

O dönemde aramızdaki görüş farklılığımız, farklı örgütsel yapılarda yer almamıza yol açtı.

Mehdi Zana, 1974’ten sonra İkinci TIP ve TKSP-ÖZGRLÜK YOLU kurucusu oldu.

Bizler de KOMAL-RİZGARΠ Hareketi kurucusu olduk.

İki ekip olarak birbirimizden hayli uzak olduk, bu uzaklık ve farklılık da aramızda şiddetli ideolojik tartışmaların yayınlar düzeyinde devam etmesine yol açtı.

Ama bu çetin ve şiddetli ideolojik-fikri tartışmalar aramızda düşmanlığa ve kaba kuvvet çatışmasına hiçbir zaman dönüşmedi.

Aramızdaki bu keskin fikir ve ideolojik ayrılıklar, 1977 Yılında Onun Belediye Başkanlığı adaylığını aktif desteklememize sebep oldu.

Ama karşı kampanyada açmadık.

Biz KOMAL-Rizgarî Hareketi olarak aktif  desteklemediğimiz ve KİP/DDKD  ayrı Belediye Başkanı Adayı çıkarmasına rağmen, Özgürlük Yolu Onu desteklemekte ikircikli olduğu halde, Belediye Başkanlığını halk içimdeki sevgisiyle kazandı.

Belediye Başkanlığı, Onu eski Doğu Grubundaki arkadaşlarıyla niteliksel olarak farklılaştırdı. Onlardan bağımsız Toplumsal Lider konumuna taşıdı.

Belediye Başkanlığı döneminde halkçı-popülist karakteri daha gelişti.

Belediye Başkanlığı Döneminde kendi örgütü TKSP/Özgürlük Yolu’yla ayrışmasından sonra, arkadaşları tarafından büyük haksızlığa uğradı.

Ama doğru bildiği yoldan şaşmadı.

Bu haksızlıkların yapıldığı dönemde, farklı görüşlerimize rağmen onu destekledik, eski yol arkadaşlarının yaptıkları haksızlıkları eleştirdik.

12 Eylül 1980 Askeri  Sömürgeci Faşist Darbe yapıldığı zaman, O görevden alındı. Gözaltına alındı ve tutuklandı.

12 Eylül 1980 Darbe Döneminde, çok büyük bir direnişin sembolü, cezaevindeki tutuklu Kürd milliyetçi ve sosyalist gençlerin morali-öncüsü ve lideri oldu.

Tüm Kürdlerin, Kürdistan’da ve Kürdistan dışında illegal/gizli çalışmalar yürütenlerin de direnç odağı oldu.

Darbe dönemindeki direnişiyle Milli Kahramanlık mertebesine ulaştı.

Cezaevinden çıktıktan sonra,Avrupa’ya  çıktığı zaman da mücadelesine devam etti.

Eski yol arkadaşlarının uzak durmalarına rağmen, Kürd vatanseverlerinin kucakladığı bir milli kahraman ve toplumsal lider oldu.

Avrupa’da olduğu zaman daha fazla dost olduk.

O benim için sömürgeci devlet zoruyla görevden alındığı için, halen Kürdistan Kalbi Dlyarbakır Şehrinin belediye başkanıdır.

Milli Kahramanlığı, Toplumsal liderliğiyle birlikte Belediye Başkanı olarak aramızdan ayrıldı.

O milli kahramanı ve toplumsal lideri bugün, Kürdistan milli liderlerinin ve milli mücadele dava insanlarının yanına uğurlayacağız.

Milletimizin, dostlarının, sevenlerinin, Kürd dava insanları ve vatanseverlerinin, ailesinin başı sağolsun,

Onlara aynı zaman da sabırlar diliyorum.

Tetwan, 30 Ağustos 2026