Vatan, sen ne kadar kutsal, ne kadar güzelsin! Lâle bahçen şehitlerin kanından, sünbül ve reyhanların yiğitlerin yüz hoşluğundan oluşmuştur. Bir zamanlar dört yanın birer bayındır yer, her köşen süvarilere bir toplanma yeri, ağaç ve dağların gençlere, babayiğitlere birer sığınaktı; ovaların çiftçilerle, yaylaların çadırlarla, derelerin koyun, otlakların at sürüleriyle, mandraların süt sağan genç kızlarla süslü birer cennetti; ne gönlümüzde bir keder, ne de malımızda bir eksiklik vardı. Ansızın zulüm ve istibdad tufanı sana musallat oldu; çocuklarını öldürdü, her yanını yıktı; bir yerinde sevinç ve mutluluk eseri bırakmadı.
Vatan, sen bugün zulüm ve istibdad yüzünden bir yıkıntı yerisin; baykuşların, yılanların barınağısın. Çocukların sefil ve perişan, aç ve çıplaktır.
Vatan, senin bu felâketlerin bizim bilgisizliğimizden meydana gelmiştir. İstibdad Hükûmeti bizi birbirimize musallat etti, öldürme ve talan dersini öğretti. Biz de bilgisizliğimizden, o zalimlerin hatırı, o Firavun ve Şeddadların gönül arzusu için evlerimizi barklarımızı yaktık.
Bugün o zalimlerin çocukları ve aileleri köşklerde rahatlıkla, gönül hoşluğuyla yaşamlarını sürdürüyorlar; bizim çocuklarımız ve ailelerimiz ise açlıktan, çıplaklıktan soğuk yerlerde, yağmur ve kar altında inliyorlar.
Eğer zalim memurlar o Firavunca zulümleriyle yalnız vatanın yıkılması, vatan çocuklarının perişanlığa uğramasıyla yetinselerdi, biz Kürdler bunu yine bir mutluluk, bir insanlık olarak kabul edebilirdik. Oysa bir yandan ev ve barklarımızı yok ediyor, kadınlarımızı dul, çocuklarımızı öksüz bırakıyorlardı; diğer yandan da bizi dünyanın gözünde eşkiya ve yeteneksiz gösteriyorlardı.
Ah, bu zalimler önce biz Kürdleri okuyup yazmaktan, sonra ticaret ve tarımdan yoksun bıraktılar; sonra da hakkımızda istediklerini yaptılar, tersini söylediler, Allah’ı ve Peygamber’i hatırlarına getirmediler.
İttihad ve Terakki Cemiyeti’nin himmeti, askerlerimizin yardımıyla Anayasa ilân edildi, zulüm ve istibdad belâsı üzerimizden kaldırıldı. Sayın milletvekillerimiz toplandılar, Meclis’te vatanın durumlarını konuşacaklardır. Hemen Allah onlara başarı versin ve hainlerin gözünü kör etsin.
Kürdler Osmanlı halkları arasında büyük bir unsurdur. Dindarlık, yiğitlik, cömertlik ve üstünlükle niteliklidirler. Hangi bir savaş olmuştur ki Kürd süvarileri, Kürd babayiğitleri vatan sınırlarında görünmemiş, kutsal vatanın korunması, milletin şerefi, dindarlığın yücelmesi için kanını dökmemiş, savaş meydanından yüzünü çevirmiş, hamiyetini, gayretini, dindarlığının gereğini göstermemiş ve tarihlere değerli bir ad bırakmamış olsun.
Fakat istibdad Hükûmeti bizim yiğitliğimizi, yeteneğimizi, zekâmızı inkâr etti. Kendi çıkarını bizim anlaşmazlığımızda gördü. Biz de bilgisizliğimizden, sözlerine uyduk, evlerimizi barklarımızı yıktık, babalarımızın ve dedelerimizin ruhunu üzdük ve o zalimlerin gönlünü sevindirdik.
Bu hallerden ibret alalım; Arablar, Türkler, Arnavudlar gibi çalışalım, öz cevherimizi gösterelim.
Soylu Arnavudlar nasıl yüzyıllık kan davalarını bıraktılar, birbirlerine kardeşlik elini uzatarak öz değerlerini ve yaratılıştan gelen yiğitliklerini ortaya koydularsa, biz de onlar gibi kan davalarını kaldırıp kardaş olalım, Kürdlüğün şerefini koruyalım, can ve malımızla vatanı korumaya çalışalım!
Ey Kürdler, vatanınızı seviniz. Çünkü vatan sevgisi îmandandır. Ey kardeşler, düşmanlığı ve çatışmayı gönlünüzden çıkarınız, barışınız, “İnananlar kardeştir” hükmünü dikkatle göz önüne alınız. Arkadaşlar, okullar açınız, çocuklarınızı bilim öğrenmeye çalıştırınız, bilgisizlik ayıbını onlara lâyık görmeyiniz. Çünkü “Beşikten mezara kadar bilimi arayınız” emrine uymak bize farzdır.
Ey Osmanlı ünlüleri, ey güç ve nüfuz sahibi şeyhler, ey nüfuz sahibi Kürd liderleri, iyice biliniz ki halkımızın yaşamı, vatanımızın esenliği sizin ittifakınızda, gayretinizde, hamiyetinizdedir. Reddedilmesi gereken eski gelenekleri bırakınız. Kürd bireylerini barıştırınız, iyilik ve kötülüğü onlara anlatınız. Çünkü siz bilgili, onlar bilgisizdirler. Öncülük ediniz; öncülüğünüz vatanın yararı, milletin gelişmeleri konusunda olsun, kendiniz için olmasın. Kıyameti hatırlayınız. Yok olacak bu dünyada adınızı iyilikle bırakınız. “Allah sana iyilik yaptığı gibi, sen de iyilik yap”; ayet-i kerimesini aklınızdan çıkarmayınız.
Modîkê aşiretinden
Halil Hayalî
Kaynak: Kürd Teavün ve Terakki Gazetesi, Aded: 8, 10 Kanun-ı Sani 1324 (23 Ocak 1909), M. Emin Bozarslan, Weşanxana Deng, 1998, Uppsala/ Sweden.
________________________________________
Bu yazı, ünlü Kürd yazarı Halil Hayalî tarafından Kürdçe olarak yazılmıştır. Dergide yazının Kürdçe orijinali parça parça basılmış, her bir parçanın ardından o parçanın Osmanlıca çevirisi de konulmuştur. Osmanlıca çevirilerin her parçası, “çeviri” demek olan “tercüme” sözcüğüyle verilmiştir. Yazının Kürdçesi derginin aslında yer aldığı için, biz burada Kürdçesini yeniden yazmaya gerek görmedik ve Osmanlıca çevirisini Türkçeye çevirmekle yetindik. Bu nedenle, yazının Osmanlıca olan “Kürdçe Lisanımız”; yani “Kürdçe Dilimiz” başlığını da buraya almadık; sadece yazının içeriğini belirleyen Kürdçe alt başlığı Türkçeye çevirip başlık yaptık.
Şirvove (0)
Hêj şîrove nînin. Şiroveya yekem tu bike.