İsrail Devleti, Ortadoğu’nun ve dünyanın en etkin önemli devletlerinden biridir.
İsrail Devletini, Dünyanın en büyük emperyalist ülkelerinden biri olarak tanımlayan siyaset uzmanlarının sayısı da oldukça fazladır.
Dünyanın en büyük emperyalist ülke olan ABD’nin siyasetini somutta derinden etkileyen ve hatta belli uluslararası konularda da belirleyen bir ülkedir.
İsrail, 1948 yılında devletini ilan etti. 1949 yılında da Birleşmiş Milletler tarafından tanındı.
İsrail Devleti, Yahudilerin Almanya’da Hitler tarafından jenosidinin gerçekleşmesinden 3 yıl sonra Batı Dünyasının desteğiyle kuruldu ve tanındı.
Devletleşmesinin ilginç bir serüveni var. Kürdlerin millet olarak bu serüveni yakından incelemesi ve izlemesi gerekir.
Kurulduğu günden itibaren, önceleri Arap Dünyasının, daha sonra tüm İslam Dünyasının düşmanlık ettiği, ortadan kaldırmak istediği bir devlet oldu.
Günümüzde de İslam Dünyasının bu düşmanlığı çok somut ve zirve yapmış bir durumdadır. Bu düşmanlığın başını, İran İslam Cumhuriyeti ve Sömürgeci Türk Devleti çekmektedir.
Türk Devleti, İsrail’i ilk tanıyan devletlerden biri olmasına rağmen, bulunduğumuz aşamada son Gazze Olayından sonra İsrail’i yok etmeyi düşünen devletlerden biridir.
İsrail, dört etrafı düşmanla çevrili karakteriyle, Kürdistan’a benzeyen bir ülkedir.
Kürd millet düşmanlarının, Ortadoğu’da kurulacak Kürd Devletinin 2.İsrail olacağı tezi de bunu doğrulamaktadır.
Sömürgeci devletler, doğrudan; onlarla çıkar ortaklığı içinde olan devletler de dolaylı olarak Kürd milletini yok etmek, Kürdistan’ı dünya ve Ortadoğu Haritasından silmek istemektedirler.
Buna karşılık İsrail, Kürd milletini kendileri gibi mazlum, büyük, parçalanmış, asil bir millet olarak tanımlamaktadır. Kürdistan’ın Ortadoğu’da büyük bir ülke olduğunu kabul etmektedir. Kürdistan’ın Dört devlet tarafından işgal ve ilhak edilmiş, parçalanmış bir ülke olduğunu ileri sürmektedir. Kürdistan’ın bağımsızlığını ve son yıllarda Kürd Devletini açıkça savunan bir devlet konumundadır.
Kürdistan’ın Güneyinin bağımsızlık Referandumunda ve Kürdistan’ın Batısının Bağımsızlığı ve Federal olması konusundaki tutumu da bunun en önemli göstergeleridir.
Sömürgeci Devletler, özellikle son zamanlarda, Kürd milli mücadelesinin önünü kesmek, milli haklarının gasp edilmesinin devamını sağlamak için, Kürd milli mücadelesini İsrail faktörü ile provoke ve manipüle etmektedirler.
Sömürgeci Türk Devletinin, 2024’ten sonra Apocu Hareketi ve lideri Öcalan’ı yeniden kullanıma sokmasının nedenlerden birinin, İsrail’in Bölgede dengeleri değiştireceği, 4 sömürgeci devlet de bölünmeye ve Kürdistan Devletinin kuruluşuna yol açacağı stratejik nedeniyle olduğu açıkça da ifade edildi.
İsrail’in 1960 yılından bu yana Güney Kürdistan’ın, KDP’nin ve Barzanilerin gizli destekçilerinden bir olduğu da bilinmektedir. Bu neden de dolayı da, sömürgeci Devletler, Kürdistan Federe Devletine yönelik olarak büyük düşmanlık içindedirler.
Bazı Türk uzmanlarının, Barzanilerin Yahudi olduğu saçma tezi de bu yaklaşımın sonuçlarından biridir.
Biz ezilen sömürge bir milletiz. Bizim bağımsızlık, devlet kurma milli mücadelemiz devam etmektedir. Biz, düşmanlarımıza (Sömürgeci Devlet ve onların Apocu Aparatı) karşı net bir tutum belirtirken ve döneme uygun bir mücadele yöntemini sürdürürken; dostlarımızı ve destek güçlerimizi artırmalıyız.
Bunun da İLK ŞARTI: Milli mücadelemize karşıt ve düşman 4 sömürgeci devlet dışındaki hiçbir devleti düşman görmememiz gerekir. Milli çıkarlarımız gereği, bütün devletlerle ilişki geliştirmemiz, onların desteğini almaya çalışmamız gerekir.
Bunun yanında, devlet çıkarları gereği milli kurtuluş mücadelemizin aktörleriyle ilişki geliştirmek isteyen devletleri de gözetmeli ve onları dışlamamalıyız.
Elbette tüm bu ilişkilerde ihtiyatlı, milli çıkarlarımızı, dönemin özelliklerini göz önünde tutmalıyız.
Bu bakış açımız içinde, İsrail Devletinin daha önceki paragraflarda belirttiğim niteliği ve Kürd-Kürdistan’a yaklaşımı gereği, ilişki kurmamız gereken daha özgün güçlerden biri olduğunu görmemiz gerekir.
İsrail Devleti ile ilişkiler konusunda ikili bir tutum geliştirmemiz ya da sahibi olmamız gerekir.
Birinci tutum, Kürd milli aydınlarının tutumu ve yaklaşımıdır.
Kürdistan milli aydınlarının, açıkça İsrail’i desteklemeleri gerekir. Çünkü Milli aydınların yaklaşımı, tekil, bir bütün olarak milletimizi, milli kurtuluş mücadelemizi, milli kurtuluş örgütlerimizi doğrudan bağlayıcı değildir.
Bunun için de, Kürd milli aydınlarımızın, İsrail Devleti konusundaki korku ve utangaçlıklarını bir tarafa bırakmaları gerekir.
Îkinci tutum: Kürd milli parti ve örgütlerimizin tutumu ve yaklaşımıdır.
Kürd milli örgütlerinin tek tek ve birlikte, milli kurtuluş mücadelemizi, milletimizi bağlayıcı bir özelliği vardır. Bundan dolayı, onların İsrail Devleti konusunda kesinlikle hassas olmaları ve dikkatli bir diplomatik davranış geliştirmeleri gerekir.
Birincisi, milli parti ve örgütlerimizin sözlü ve yazılı olarak kesinlikle İsrail Devleti düşmanlığı yapmamaları gerekir. Tersi davranış, sömürgeci devletlere, İsrail’e ve Yahudilere/Yahudiliği düşmanlık yapan İslamcı Güçlere hizmet eder, onlara dayanak olur.
Bu davranış, İsrail Yahudi/Yahudi düşmanlığı yapan güçlerin baskılarına yol açsa da, kolay bir yoldur.
İkinci yol da, Milli Kurtuluş Mücadelemizin, milli parti ve örgütlerimizin; döneme, milli mücadelemizin bulunduğu aşamaya, bölgesel ve dünya dengelerine göre İsrail Devleti’ni dolaylı ve doğrudan desteklemeleri ve ilişki kurmaları gerekir.
Bu konunun titizliğini İsrail Devletli yetkililerine de açıkça ifade etmemiz gerekiyor. Onların da bizim bu davranışımızı görerek ve anlayarak, hareket etmeleri ve Milli Kurtuluş Hareketimizler ilişki içinde olmaları gerekir.
Eylül Milli Devrimi (1961) sonrasında, Kürdistan Milli Lideri Mustafa Barzani ve Partisinin, şimdilerde Kürdistan Federe Devleti ve Barzanilerin İsrail ile ilişkileri bizim için yol gösterici olacağını düşünüyorum.
Tatvan, 4 Eylül 2026
Şirvove (0)
Hêj şîrove nînin. Şiroveya yekem tu bike.