Geçen makalemizde Profesör Sir Cons Mol’un Kurdistan-Ermenistan problemleri hakkındaki görüş noktasını ve tetkiklerini mütalaa edeceğimizi söylemiştik.
Profesör Cons Mol, okurlarımıza pek yabancı bir isim değildir. Anadolu hakkındaki eseri ki Londra’da verdiği konferanslardan bir kısmını ihtiva eder. Dikkat ve tefekkür ile mütalaası gerekli kılacak cevherli bir kitaptır.
Anadolu’da, Anadolu’nun şarkındaki dağlık bölgesi, Türkiye’nin etkinliği ve Avrupa’nın siyaseti. Herkes Türkiye’den bahseder gibi unvanlar altında toplanmış olan değişik konular pek ziyade dikkate şayandır.
Şimdilik bu değişik konulardan Kurdistan ve Ermenistan sorununa temas edenleri tetkik edelim.
“Ermeniler” ve “Kürdler”
Şark meselesinin mühim bir konusuna geldik. Ciltlerle kitaplara zemin olan, dışişlerinin elçiliklerinin birçok defterlerini dolduran, dışişleri elçilerinin birçok vaktini imha eden bu Ermeni meselesinin mahiyetini başka bir konferansa terk etmiştik. Burada yalnız Ermenilerin mevcudiyet ve hayatlarını, hakimiyet ve mağlubiyetlerin karşılaştırmasını tetkik edeceğiz.
Ermeniler genellikle şehirlerde ve kasabalarda bulunurlar. Şehirlere yakın köylerde de bulunanları vardır.
Fakat Ermeni köyleri pek dağınık halde bulundukları için bir toplumu oluşturmayı gösteremiyorlar.
Ermeniler de diğer unsurlar gibi yaşarlar. Onun da sebebi, çoğaltmak değildir. Çok çalışarak yine aynı şekilde yaşamını sürdürürken hiçbir yükselişe muvaffak olamıyor.
Fakat aile hayatlarının genişliği ve bilhassa milliyetçiliğin etkisi sa’ikiyle, şehir Ermenilerinde bir milli yükseliş uyanmış, tahsil pek ziyade yayılmıştır. Her bir şehirde, her bir köyde bir Ermeni mektebine tesadüf edersiniz, Ermenilerin gazeteleri, tek tük matbaaları vardır.
Amerika’da, İngiltere’de, Rusya’da tahsil gören gençler, idare ettikleri mektepler tamamıyla milli bir mahiyet almış ve bu memleketler için yaratılan edebiyat ile temsil edilmiş ve bütün Ermenilerin önüne ümit dolu senet koymuşlardır. “Rafin”in, “Çobanyan”ın şiirlerini okuyan gençler hayal edilen bir Ermenistan’ın bütün eserlerini görüyor gibi titriyorlar.
Fakat bunlar; gerçek dışı bir hayaldir. Maalesef gerçekliği kesin olan hayaller yanında bu hayalin hiçbir değeri yoktur.
Çünkü tam bir hayal bile olamıyor…. Bu şehirlerdeki Ermeniler siyasi meselelerle pek ziyade meşgul oldukları için, hükümet meselelerine daha ziyade nüfuz ediyorlar. Memleketin iç siyaseti ile milli meselelerine vakıf bir halde yaşarlar.
Buralarda seyahat eden Avrupalılar bu seçkin medenileri görerek Ermenilere hayran oluyorlar. Fakat daha ziyade nüfuza, tahlile mecbur olduklarını, hayal kırıklığına uğrar gibi üzülürler.
Siz istediğiniz kadar bir Ermenistan’dan bahsediniz, ben o kadar Ermenistan’ı aradım ki bir Ermenistan değil bir Ermeni çoğunluğu bile görmedim.
Van’da Ermeniler azınlıkta, Diyarbekir’de öyle, Mamuretûl Aziz(Elazığ) da öyle, Bitlis’te öyle, Musul’da öyle, Erzurum’da ise en önde …
Şimdi hangi Ermenistan’dan söz ediyoruz!...
Profesör, şehir Ermenilerini şu şekilde tarif ettikten sonra köy Ermenilerini tetkik edelim diyor:
“Bunlar merkezi Anadolu çiftçileri gibi toprağa bağlıdırlar. Fakat geniş işlere teşebbüs etmezler. Ölmeyecek kadar bir şeyi ekerek beyleri, Kürd ağalarının arazilerinde çalışırlar ve az bir geçim ile yetinirler.”
Daha pek çok detayları ihtiva eden bu mühim konuyu şimdilik burada terk ile Cons Mol’un Kürdler hakkındaki noktayı nazarını tetkik edelim.
“Bu muhitte yani Erzurum, Van, Bitlis, Diyarbekir, Mamuratül Aziz vilayetlerini vücuda getiren Kurdistan’da mühim rol oynayan Kürd hayatının tetkikiyle bu bölümü tamamlayacağız.”
“Kürdler her şeyden önce çevliklerde, dağlarda, vadilerin bir kıta süvarisi gibi namıyla serbest yaşarlar.”
Bunun müteakibinde Profesör, Kürdleri iki kısma ayırıyor: Şehirlerde meskun bulunanların sanatkar ve tüccar, diğer kısmın ise sanatkar ve tüccar olmadıklarını açıklar.
Kürd; yani aşiret halinde yaşayan Kürdler, hükümet kanunlarına, nizamlara, vergilere uymazlar. Cons Mol, hükümetin nasıl olup da Kürdleri, aşiret halinde yaşayan seyyar Kürdleri iskan edemediği sorunu hakkında şu şekilde satırlara döküyor:
“Bu başarısızlığın en büyük etkeni de, bu ahalinin nasıl iskan edebilecekleri meselesinin tayinidir.”
Bu kadar senelerden beri çalışmayan ve başka bir tarz ile yaşayan insanlar, nasıl olur da zorlu bir hayatta girmek isterler. Bu şahin gibi gezinen, hiç düşünmeyen bir dimağ, bir çiftçi gibi bulunmak istemez. Kürdün göçebe hayatını yok ederken ona açılacak ilticagah öyle olmamalıdır ki Kürd az bir çabayla her şeyini tamamlayabilsin, yeni hayatın her safhası cazip görünsün. Böyle bir iskan için ise, Kürdlerin yaşamlarını, ihtiyaçlarını, çalışmalarını ve hayat şekillerini anlamak ve kesin bir bilgiden sonra geniş ve sabit bir program gereklidir. Bu çabalar için öyle kişiler lazımdır ki onlar, pek büyük uzmanlar olmalılar ve Kürdistan muhitini iyi bilmeliler.
Diyarbekir, Mamuratül Aziz, Van, Bitlis, Erzurum ve Musul vilayetlerinin her birinde bulunan Müslüman Kürd aşiretleri hakkında bazı izahatlar verdikten sonra, “bu Kürdler yaratılıştan ıssız ve tenha olan dağlarda en önemli savunuculardır. Her sene kahramanlıkla şöhret bulan yiğitlerin şarkıları söylenir. Cemaat, aşiret ve bireyin cesaretine hayret edilir” diyor.
Kürd diyanetini incelerken Sir Cons Mol’un söylediği şu derin sözleri pek dikkate şayandır. Türkiye Kürdleri Müslüman ve genellikle Sünni mezhebindendirler.
İslamiyet pek sade ve yaşamları gibi kabili nakil olduğu için, diğer ilkel aşiretlerin gelenekleri ve inançları burada mevcut değildir.
Kürd böyle mitolojik yalanlar içinde barınmamıştır. Okurlarımıza hatırlatmak isteriz ki ilmi ve toplumsal incelemeler ürünü olan Doktor Carih’in eserinde, islamın etkisi altında milli hüviyetini muhafaza etmiş iki milleti işaret ediyor. Bu milletlerden biri de Kürd milletidir.
Kurdistan ve civarının medeni kabiliyetinden bahsederken yazarın şu düşünceleri üzerinde durmak gerekir.
Devamı var…
(Serbestî, Sayı: 193, 2 Kanun-î Sanî 1919)
Şirvove (0)
Hêj şîrove nînin. Şiroveya yekem tu bike.