Sayın Mahkeme Üyeleri,

Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığının isteğiyle, Terörle Mücadele Dairesi, Platforma Ciwanên Srebixwe’nın (PCS) Doğubayazıt’ta organize ettiği Newroz kutlamasına 2025’te katılmamdan sonra benim ifademe başvurdu.

İfadem alınmaya başlandığında, hemen başında, “PKK Terör Örgütünün Propagandası” nedeniyle ifademin alınacağı açıklandığı zaman, büyük hayretler içinde kaldım ve şaşkınlık geçirdim.

Terörist PKK’nin manipüle ettiği, Newroz’u Kürd milli bayram içeriğinden soyutladığı, kendi kirli propagandasının amacına alet yaptığı, yüzbinlerce insanın bile katıldığı PKK’nın Newroz gösterisine katılmamak için; PCS’nin Newroz kutlamasının Kürd nitelikli ve Newroz’un özüne uygun bir kutlama olacağı için Doğubayazıt’ta katıldım.

Buna rağmen, Terörle Mücadele Dairesinde ileri sürülen absürd (saçma) bir iddia ile karşılaşmam, beni şaşkına çevirdi. Katıldığım Newroz Gösterisi ile ilgili ileri sürülecek en son ve mümkün olmayan bir iddia olduğunu, tecrübem ve hukukçu kimliğimle anlayabiliyordum.

Dosyada mevcut olan ifadem de incelendiği zaman görüleceği gibi, Terörist PKK ile ilgili sorulan soruları saçma kabul ettiğimden, hiçbirine cevap vermedim.

Ben de Terörle Mücadele Dairesinde görüşlerimi hem hukukçu ve avukat olarak ve hem de yaptığım işin doğruluğuna inanmanın ve savunmamın gönül rahatlığıyla da büyük bir açıklık ve netlikle: Newroz gösterisine ve şahsıma ilişkin olarak sorulan sorulara cevap verdim.

Sorulara verdiğim cevap ta çok net bir şekilde, PKK Terör örgütünün propagandasını yapmaya ilişkin bir delilin mevcut olmadığını ve gösterilemediğini ifade ettim.

İbrahim GÜÇLÜ olarak PKK’ya karşıtlığım ve PKK ile şiddetli mücadele içinde olduğumun Kürt ve Türk Kamuoyu ve hatta uluslararası platformlar tarafından bilindiği gerçeğini de dile getirdim.

Benim PKK’ya karşıtlığımın en önemli ispatları: Türk Basınında buna ilişkin şahsımla ilgili yapılan yüzlerce haber, Televizyonlarda yaptığım (TRT-KURDÎ) ve katıldığım programlarda ifade ettiklerim, PKK’nın hakkımda verdiği ölüm kararlarının, benim emniyetim ile ilgili korumanın verilmek istenmesi ve benim istememem, Meclis’in Faili Meçhul Cinayetler Komisyonunda yazılı ve sözlü bu konuya ilişkin görüşlerim, benim sosyal medyadaki binlerce yazılarım ve açıklamalarımdır.

Bu nedenle ileri sürülen iddia hukuki ve ciddi değil, gerçeklere ve delillere dayanmıyor, bu dosyanın ortadan kaldırılmasını ve soruşturmaya son verilmesini talep ettim.

Benim ifadem dosyada, şimdi de aynen o ifademe sahip çıkıyorum.

Buna Rağmen Ne Oldu?

Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı, ben ve başka 62 kişi hakkında iddianame tanzimetti. İddianameyi de mahkemeniz kabul etti.

Bugünde mahkemenizde 1. Duruşma yapılmaktadır.

Cumhuriyet Başsavcılığının 8. Sayfada “PKK Terör Örgütünün Propagandası” için manası değişen tercümelere rağmen, yapılan konuşmalarda, atılan sloganlarda PKK lehine hiçbir belirleme söz konusu değil.

Açıkça görüyoruz ki, PKK dair herhangi bir belge yok.

 

Cumhuriyet Başsavcılığı, gerçeklere ve delillere dayanmaya, hukuki mesnedi de olmayan bir davayı mahkemenizde açmış bulunmaktadır.

Bu mahkemeniz ve bizim için bir zaman kaybı ve hukuki istismardır.

Bu nedenle, mahkemenizin bu davayı düşürmesini, ortadan kaldırmasını talep ediyorum.

Ya da mahkemeniz bu karara varmadan önce soruna vakıf ve Kürtçe de bilen kişilerin oluşturacağı bilirkişi heyetine gidilmesine karar vermelisiniz.

Benim Konumum Ne?

Platforma Ciwanên Serbixwe (PCS), Newroz’u, özüne uygun olarak 2024 ve 2025 tarihlerinde Doğubayazıt’ta ve 2026 tarihlerinde Malabadi’de kutlandı.

PCS’nin Doğubayazıt’te Newroz’u Kürd milli mefkuresinin sahibi Ehmedê Xanî’nin mezarının başından kutlaması bana göre oldukça anlamlı bir kutlamaydı. Newroz anlamında PKK Terörist Hareketinin manipülatif ve içeriğini boşaltan Newroz Gösterisine karşı Kürdlük özüne uygun bir kutlama olduğunu düşünerek katıldım

Newroz gösterisine Katıldığım zaman da, görüşlerimin isabetli olduğunu gördüm

1998 yılından sonra Avrupa’dan Kürdistan’a dönen biri olarak, hiçbir zaman PKK’nın manipüle ettiği, kendi kirli emelleri için kullandığı, Kürd Milli Bayramı Newroz ile alakası olmayan Newroz Gösterilerine katılmadım.

PCS’nin organize ettiği Newroz Kutlamalarına ve gösterilerine katıldım.

Bu Newroz Kutlamalarında, Newroz’un özüne uygun konuşmalar yapıldı, meşaleli yürüyüşler yapıldı, sloganlar atıldı. Kürdistan Bayrağı taşındı.

Konuşmalar, sloganlar, meşaleli yürüyüşler benim tasvip ettiğim ve katıldığım bir hareket tarzıydı.

Kürdistan bayrağının taşınması ve taşımam benim için bir onur ve şereftir.

Bu Newroz kutlamalarında, PKK ile ilgili hiçbir işaretin, övgünün, sembolün, konuşmanın olmadığı çok açıktır. Kürd milli değerlerine tam da uygun Newroz’lardı.

Söz konusu olan NEWROZ KUTLAMASI, TARAFSIZ BİR BİLİM HEYETİ TARAFINDAN İNCELEME ALTINA ALINIRSA, BU GERÇEK SOMUTÇA ANLAŞILIR VE TESPİT EDİLİR.

Buna rağmen, Ağrı Cumhuriyet Başsavcılığı 2025 Newroz kutlaması için, benim de içinde olduğum 63 kişi hakkında, “Terör Örgütünün Propagandası yapmak” iddiasıyla soruşturma başlattı.

Diyarbakır Terörle Mücadele Dairesinde verdiğim ifademde ve açıkça dile getirdiğim görüşlerimde, bu iddiayı kesinlikle ret ettim.

Soruşturmanın neden hukuki olmadığını, bir delile dayanmadığını anlatmaya çalıştım. Bundan dolayı bu soruşturmaya son verilmesini talep ettim.

Buna rağmen, soruşturmaya devam edildi, ifadeler alındı, “Terör Propagandasını Yapmak” iddiasıyla, delilsiz ve bir hukuk garabeti sonucu Ağrı Ağrı Ceza Mahkemesinde dava açıldı.

Davanın açılmasından sonra, davanın Kürdistan ve Dünya kamuoyunun dikkatini çekmemesi, siyasi ve Kürd millet karşıtı niteliğinin gizlenmesi için, “böl ve yönet” politikası sonunda da, cezalandırma siyaseti ve yolu izlenmektedir.

Bunun için 63 Kişinin Ağrı Ağır Ceza Mahkemesi’nde ifade ve savunma yapması engellenmektedir.

Bu hukuki olmayan siyaset gereği, ben ve 7 arkadaşın görüşleri, ifadesi, savunması ilk duruşma nedeniyle, Ağrı Ağır Ceza Mahkemesinden alınması gerekirken, Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesine çağrıldık. Duruşmanın olacağını düşünürken, mahkemenin kâtipliğinde görüşlerimiz alınmak istendi.

Böyle bir durum, hukukun genellik ve eşitlik prensibine aykırı olduğu gibi, ilk duruşmanın soruşturma niteliğine de, şeffaflığa da aykırı bir durumdur.

Üstelik de mahkeme kaleminde ifademiz alınmak istenirken, savunma için görüş belirtmemiz istendi.

Ben de usule uygun duruşma yapılmadığı için, ifade vermedim ve savunma yapmadım.

Ağrı Ağır Ceza Mahkemesine ifademi ve savunmamı sunacağımı ifade ettim.

Şimdi de sizin mahkemenizin huzurundayım. Yazılı ve görüşlerimi açıklıyorum.

SONUÇ YERİNE…

Yazılı ve sözlü mahkemenize sunduğum savunmamın başından beri yaptığım açıklamalar, bu davanın gerçeklerle, Newroz Gösterisinin içeriğiyle ilgisinin olmadığını ve somut bir delile dayanmayarak açılan bir dava olduğunu ifade ettim.

Bir Hukukçu olarak da bu kanaatimin kesin olduğunu belirtmeyi yanlış görmüyorum.

Bu bağlamda hakkımızda hukuki bir dava değil, siyasi güdülerle açılmış bir davadır. Kürd milli değerlerine karşı bir davadır. Newroz’un içeriğine karşı açılmış bir davadır.

Bu Newroz gösterisinin tarafsız bir bilirkişi heyeti tarafından incelenmesi ve mahkemenizin pozitivist hukuk kurallarıyla incelemesi halinde de, bu davanın hukuki bir dava olmadığı hemen anlaşılır.

Bundan dolayı bu dava dosyasının mahkemeniz tarafından ortadan kaldırılması talep etmekteyim.

Kürd ve Türk Kamuoyu, uluslararası hukuk platformlarının benim PKK hakkındaki görüşlerini bilmeleri, Türk Basınında bu konuyla ilgili hakkımda yayınlanan haberler, yüzlerce televizyon programında dile getirdiğim görüşler, PKK’nın hakkımda verdiği ölüm kararları, benim sosyal medyadaki görüşlerim, PKK Terör Örgütü karşısında pozisyonumun çok açık, keskin bir muhalif ve karşıt mücadele konumunda olduğum tartışmasız.

Bu nedenle diyorum ki: Bir Kürd ve Kürdistan dava adamı olarak, KÜRD MİLLETİNİN ÖZGÜRLÜĞÜ VE KÜRDİSTAN’IN BAĞIMSIZLIĞI UĞRUNDA YARGILANMAK BENİM İÇİN BİR ŞEREFTİR. Bundan dolayı alacağım ceza da başım gözüm üstünedir.

Ama YILLARDIR MÜCADELE ETTİĞİM TERÖRİST PKK İLE İLGİLİ YARGILANMAM BİR HAKARET VE ZÜLDUR.

Bu durumun mahkemeniz tarafından düzletileceğinden şüphe duymuyorum.

Tatvan, 16 Eylül 2026