Rus meşhur yazarlarından ve siyaset adamlarından Mösyü “Oçin”ın “Newiye Vermiyo” gazetesinde yayınladığı ciddi ve üzerinde durulması gereken makalesinde şu mühim satırları okuyucularımızla beraber takip edelim.

“Van, Bitlis, Erzurum” vilayetlerinde bile nüfusun çokluğunu Kürdler teşkil ediyor.

Ermenistan muhtariyetinin Kürd muhtariyetinden başka bir şey olmayacağı muhakkaktır.

Binaen aleyh Ermeni muhtariyeti, Ermeniler lehine değil aleyhine olarak teşkil edecektir.

Şu fikri, İngiliz miralaylarından “Trotner” de teyit ediyor. Kendisi İngilizler tarafından son Osmanlı-Rus muharebesinden sonra Ermenilerin durumlarını araştırmak için Şark vilayetlerini geziyor. “Trotner” araştırma neticesi tertip ettiği raporunda “Ermenistan’ı ne kadar aradımsa bulamadım.” demiştir.

Amerika meşhur yazarlarından Web Word da aynı gerçeği teyit ediyorlar. Web bir nahiyede bile Ermenilerin nüfus çoğunluğuna sahip olmadıklarını kaydediyor.

Bütün şu malumattan Şark vilayetlerinde Ermenilerin azami azınlıkta bulundukları tayin eder.

Bundan başka Ermenilerin mezkur vilayetlerdeki ahalinin fakir ve muhtaç kısmını teşkil ediyorlar.

Arazi, çiftlikler, meralar ve medreselerle çeşmeler gibi vakıf olup mütevellileri Kürd olan bütün kurumlar, velhasıl gayrimenkul malların hemen hemen tamamı ile menkul malların çoğunluğu Kürdlere aittir.

Şu genel durumlar nazarı dikkate alındığı zaman Avrupa başkentlerini, Ermenistan muhtariyeti fikri ile dolaşan zevatın(şahısların) ne kadar hayalperest adamlar olduğu ortadadır.

Böyle bir muhtariyet ancak Kürdlerin kesin hakimiyetini teyit eder. Muhtar(otonom) bir Kürdistan ise elbette Rusya’ya düşman olacaktır. Fakat farz edelim ki aklıselim hilafına olarak Ermenilere muhtariyet bahşedilsin. Ermeniler ve muhtariyeti hangi kuvvete dayanarak temin edebilirler. Ne suretle ve ne vasıtayla Kürdleri itaat etmeye zorlayabilirler.

Yazar ve siyaset adamları; buna müteakip mamafih Rusya, Ermenistan’dan büsbütün sarfı nazar edemez (yüz çeviremez). Çünkü İslam ahalisi arasına girmiş olan Ermeniler, Rusya için gayet mühim bir siyasi etkendir. İşte asıl mesele şu siyasi etkinlikten nasıl yararlanılacağını tetkik etmekten ibarettir.

Rusya Ermeniler için muhtariyet değil, islahat talep etmeli ve şu islahatın ciddi olmasını temin etmelidir. İslahatın başına yabancı memurlar geçmeli, polis ve jandarma teşkilatını kendi ellerine almalıdırlar.

Özetle; islahat harekatı ciddi bir kontrol altında cereyan etmelidir. İşte Rusya’nın Ermeniler hakkında yapabileceği işler bunlardır.

Aklı başında olan Ermeniler de bundan ziyadesini Rusya devletinden talep ve temenni etmezler.

Bugün Ermeni düşünürlerin “av, avcının boyunduruğunda” olduğu üzere endişesiz, ihtiyatkar, aydın, necip olan Ermeni düşünürlerinin hakiki kanaat ve eğilimlerine maalesef vakıf değiliz. Ermeni düşünürlerin Ermenistan mefkuresi hakkında düşündükleri nedir? Ermeniler nasıl bir siyasi şekil ve idare altında milli tekamülünü, medeni yükselmesini üreteceklerdir? Avrupa’nın bu değişik probleme karşı vaziyeti nasıldır? Bu vaziyet istikrar edebilmiş midir? Aslı ve esaslı bir kararla beraber midir? Bu değişik mühim meselelerin cevapları verilmemiştir veya biz, verilmiş olan bu cevaplara vakıf değiliz. Herhalde şimdilik meseleyi ilmi belgelerle siyasi ve ilmi adamların mütalaasıyla tetkik etmek lüzum ve gerekliliğini hissediyoruz.

Gelecek makalemizde prof. “Sir Cons Mol”un Londra Sulh Konferansı’ndaki sorunları araştırmak üzere Londra’da verdiği konferanslarda Ermenistan ve Kürdistan hakkında serdetiği ictihat ve kanaatlerini mütalaa ve araştırmasını yapacağız.

Devamı var…

 

(Serbestî, Sayı: 188, 28 Kanun-i Evvel 1918)