Dersimin Şeyh Hasanan aşiretinin çocuğudur. Koçkiri’nin Ümraniye nahiyesindeki çiftliklerinde doğmuş, tahsilini Sivas’ta ikmal etmiştir. Fıtri zekâsı, kuvvetli mantık ve muhakemesi ve olağanüstü natıkasıyla, son derece şöhret kazanmış bir Kürt şairidir.

Sultan Hamit devrinde, Koçkiri aşiretleri reislerinden Mustafa Beyin katibi olmuştur. Mustafa Bey Koçkiri aşiretlerinin menşe'i olan İbolar kabilesinden olup, emsalsiz güzelliği, tenasüh endamı ve aynı nispette zekâsıyla belirmiş bir zat olduğundan, dedesi Alişan Bey, ziameti kendisine bırakmış ve bütün ailesi efradı ve aşiretler mumailehe inkiyad etmişlerdi. Sultan  Hamid dahi mumailehe fahri paşalık rütbesi vermiş olduğundan, artık o havalide Alişan beyzade Mustafa paşa en büyük nüfuzu haiz bir Kürt emiri olmuştu. Mustafa Paşa’nın fazla nüfuz ve hakimiyet kazanması, Sultan Hamid’in hoşuna gitmediğinden, 1248 H. tarihinde Sivas'ta Doğu Seraskeri ve Valisi sıfatıyla vazife görmekte olan sabık Sadrazam Gürci Deli Reşit Paşa’ya gizlice verilen bir emir gereğince, Mustafa Paşa Sivas’a davet edilmiş ve yolda zehirletilerek öldürtülmüştür. Mustafa Pana’nın mevkiini oğullan Alişan ve Haydar Beyler işgal etmişlerdir. 

Mustafa Paşa’nın vefatından sonra, Alişer; merhumun büyük oğlu Alişan Beye vasi tayin edilmiş ve bu sebeple de, umum Koçkiri aşiretleri üzerinde büyük bir nüfuza malik olmuştur. Alişer, bu nüfuzunu kelimenin bütün manasıyla, kürtlük ve Kürdistan istiklali davası uğrunda kullanmış ve bu maksatla Dersim aşiretleri arasında kuvvetli bir birlik yaratmağa muvaffak olmuştur.

Alişer, kendi akrabasından Zarife adında bir kızla evlenmiştir. Zarife dahi, kocası gibi Kürt milli davasına bağlı, aynı yüksek gayeleri takip eden emsalsiz bir Kürt kızı olduğunu hayatta bilfiil ispat etmiştir. Zarife, Kürt kadınları arasında milli uyanış için emsalsiz bir propagandacı olmuş ve Alişer’in milli faaliyetinde onun sağ kolu ve iş arkadaşı olmuştur. Zarife, Alişer’e daima, kürtçe arkadaş anlamına gelen havalo sözüyle hitap ederdi. Ne yazık ki, duygu ve fikir itibarıyla tam bir birlik olan bu ailenin çocuğu olmamıştır.

Zarife, uzun boylu, iri yarı ve her hususta bir Kürt fizyonomisine haiz, simasında bir erkek cesaret ve besaleti okunan emsalsiz bir Kürt kızı idi. Her yıl Dersim’e gider, milli gayeler hakkında nutuklar söyler ve aşiretler arasındaki ihtilafları ciddi bir hakim gibi hall ederdi.

Kürt dilini mükemmel tetkik ve tetebbu etmiş olan Alişer, kürtçe birçok milli şiirler tanzim etmiş ve bu şiirleri pek güzel çaldığı sazla halka teganni ederek aşiretlerin milli duygularını heyecana getirmiş, Kürdün yüksek emellerini sözünde ve sazında ihtizaz ettirmiş, Kürdün elem ve kederlerini yüksek ruhuyla, söz ve sazıyla ağlamış bir Kürt edibi olmuştur.

Alşer, 1914 Cihan Harbinde, Kürdistan istiklallini temin maksadıyla Rus ordusuna iltihak etmişti. Koçkiri, Sivas, Malatya ve Dersim mıntıkalarının Kürt mümesili sıfatıyla, Rus himayesi altında Muhtar bir Kürdistan idaresi kurulması için çalışmıştır. Rusların Erzincan'ı işgali sırasında, Alişer bir askeri müfreze ile Ovacık ilçe merkezine gelmiş ve orada Türk idaresini lağvederek bir Kürt idaresi kurmuştu. Bu başarı, Rus ordularının Dersim’le irtibat noktalarını emniyet altına almıştı. Zaten bu devirde Dersim tamamen müstakil bir idare tesis edebilmişti.

Ne yazık ki, Rus orduları, çekilmeğe başlamış ve bu sebeple Alişer onlardan ayrılmağa ve Dersime dönerek burada kalmağa mecbur olmuştu. 

Türk kumandanı Vehip Paşa; siyasi bakımdan Dersimin durumunu pek önemli gördüğünden, kürtleri kazanmak için Alişer’in ve onunla beraber Rusya'ya iltihak eden diğer Koçkiri ve Dersim gençlerinin afedilmelerini temin ederek, bu suretle Alişerin tekrar Koçkiri’ye dönmesine imkan hasıl olmuştu.

Alişer’i hiçbir taltif aldatamaz ve derin bir imanla sarıldığı milli emelden vazgeçiremezdi. 1335 H. yılında İstanbul “Kürdistan Teali Cemiyeti”ne bir mazbata göndererek, Koçkiri ve Dersim kürtlerinin Cemiyete bağlılıklarını bildiriyor ve aynı zamanda her tarafta bu Cemiyete şubeler kuruyordu.

1336 H. yılının ilkbaharında. Dersime geliyor ve «Sevr» muahedesi mucibince Kürdistan’ın muhtariyetinin tasdiki hususunda Dersimlilerle birlikte Ankara hükümetine telgraflar yağdırıyordu. Diplomasi alanında yaptığı bu faaliyetlerden başka. Dersim’de bulunuşundan faydalanarak, halka kürtçe konferanslar veriyor ve önemli cereyanlar yaratmakla beraber Kürt istiklalini filen temin için teşkilatlar vücuda getiriyordu.

Koçkiri savaşlarına bilfiil iştirak etmiş ve bu yüzden ölüm cezasına mahkum olmuş olduğundan, artık Ovacık mıntıkasını ikametgâh ittihaz etmişti. Dersimde yıllarca kalmış ve türk hükümetinin bütün mümanaat ve tedbirlerine rağmen bu Kürt yurdunda gençliği, uyandırmak ve teşkilatlandırmak işine devam etmiştir.

1937 Dersim harbinde, Seyit Rıza ile işbirliği yapmış ve sözle, kalemle ve fiilen Dersimlilerin maneviyatını takviyeye ve umumi birliği perçinlemeğe çalışmıştır,

Alişerin 75 yıl süren hayatı: sevdiği, tapındığı, emel ve ıztırapları bütün derinliğile duyduğu milletinin kurtuluş mezbahası üzerinde kurban giden Kürt yiğidinin, milleti için ve yalınız milleti için yaşamış olan namuslu bir fedainin hayatı olmuştu,

75 yaşında  olmasına rağmen, belli eğilmemiş, yorgunluk ve fütur duymamış olan bu Kürt kahramanı, ve onun eşi ve yoldaşı olan Zarife, şayet düşmana satılmış bir alçağın eliyle kahbece şehit edilmemiş olsalardı, muhakkak ki Kürdistan İstiklali güneşinin doğduğunu görecekler ve emeklerinin mükâfatını alacaklardı… Türk paşasına teslim edilen Alişerin ve Zarifenin kanlı başları, muhakkak ki Kürt milletinin kurtuluş ilahına sunduğu en kıymetli kurbanlar dır. . .

(Dr. Vet. M. Nuri Dersimi, Kürdistan Tarihinde Dersim, Ani Matbaası, Halep, 1952, s. 278-281)