Kürdistan ulusal sorunu kavramsal olarak kendi içinde karmakarışık bir sorundur.

Kürdlerin ulusal  siyaseti hangi milliyetçiliğe göre örgütlenelidir? Sorusu, sorulduğunda buna net ve doyurucu bir yanıt verecek kaç Kür çıkar acaba?  Yarım yüzyıla yakındır bu sorunun içinde olan bir Kürd olarak vereceğim cevab kaç kişiyi tatmin edeceğini, doğrusunu isterseniz bilmiyorum.

Bu nedenden dolayı, Kürdistan'ın ulusal özgürlük ve bağımsızlık mücadelesinin ulusal siyasetini, ırk, dil, din, mezhepler veya coğrafya esasına göre mi belirleyecek.  Kürdler yola çıkarken mutlaka bütün bu vb. çelişki ve çatışmaların netleşmesi gerekmez mi?

Kürdistan ulusal meselesinde yaşanan kavram kargaşası ve bilgi kirliliği, hareketin stratejik bir zemine oturmasının önündeki en büyük engellerden biridir. Siyasetin hangi referans noktasına göre örgütleneceği sorusu, yalnızca teorik bir tartışma değil; bir toplumu ortak bir geleceğe ikna etme ve uluslararası alanda meşruiyet kazanma meselesidir.

​Yarım asırlık bir birikimin getirdiği bu sorgulama, yapısal bir netleşme ihtiyacını ortaya koymaktadır. Kürdistan coğrafyasının heterojen yapısı dikkate alındığında, ulusal siyasetin üzerine inşa edilebileceği temel yaklaşımlar ve bu yaklaşımların beraberinde getirdiği dinamikler şu şekilde analiz edilebilir:

​1. Ulusal Siyasetin Örgütlenme Modelleri

​Kürd ulusal hareketinin önündeki seçenekler, dünyadaki diğer uluslaşma ve bağımsızlık süreçleriyle benzerlikler gösterse de bölgenin özgün şartları nedeniyle daha karmaşık bir hal almaktadır.

​A. Coğrafya ve Vatandaşlık Esaslı (Teritoryal) Milliyetçilik

​Bu model, etnik köken, din veya mezhep ayrımı gözetmeksizin, belirli bir coğrafi sınır içinde yaşayan tüm toplulukları ortak bir siyasi irade altında birleştirmeyi esas alır.

​Avantajı: Kürdistan coğrafyasında yaşayan Kürd dışındaki diğer etnik ve dini grupları (Asuriler, Ermeniler, Türkmenler, Ezidiler vb.) sürece dahil ederek iç çatışma riskini azaltır. Uluslararası hukukta ve modern devlet sisteminde (ulus-devlet tanımında) kabul görmesi en kolay modeldir.

​Dezavantajı: Tarihsel olarak asimilasyona ve parçalanmaya maruz kalmış bir halkın, kendi özgün kimliğini ve kültürel haklarını koruma refleksini zayıflatabilir.

​B. Dil ve Kültür Esaslı (Etnik-Kültürel) Milliyetçilik

​Ortak kimliği dil, tarih, gelenekler ve kültürel bağlar üzerinden tanımlayan yaklaşımdır.

​Avantajı: Parçalanmış coğrafyadaki (dört parça ve diaspora) tüm Kürdleri ortak bir aidiyet duygusu etrafında toplama potansiyeli en yüksek olan modeldir. Kimlik bilincini diri tutar.

​Dezavantajı: Kürdçe içindeki lehçe farklılıkları (Kurmancî, Zazakî, Soranî vb.) ve bu lehçelerin yarattığı kültürel alt kimlikler, homojen bir yapı kurulmasını zorlaştırır. Ayrıca bölgedeki azınlıklar için dışlayıcı algılanabilir.

​C. İnanç ve Mezhep Dinamikleri

​Kürdistan, dini ve mezhepsel açıdan (Sünni, Alevi, Şii, Ezidi, Yarsan) oldukça senkretik bir yapıya sahiptir.

​Risk: Siyasetin din veya mezhep esasına göre şekillenmesi, ulusal birliği doğrudan sabote eden bir unsurdur. Ortadoğu’daki mevcut devlet modellerinin (Irak, Lübnan) mezhepsel paylaşım üzerine kurulmasının yarattığı istikrarsızlık, bu modelin sürdürülemez olduğunu kanıtlamıştır. Ulusal siyasetin bu alandaki tek görevi, inanç özgürlüğünü anayasal güvenceye almak ve inancı siyasetin tekelinden çıkarmak olabilir.

​2. Yola çıkarken netleşmesi gereken çelişkilerin netleşmesi gerekmez mi?" sorusu, stratejik bir zorunluluktur. 

Bu netleşme sağlanmadan atılan her adım, iç çatışmalara ve enerji kaybına yol açar. Çözülmesi gereken öncelikli düğüm noktaları şunlardır:

​Zihniyet Netliği (Kavramsal Temizlik): Siyasi literatürdeki karmaşanın giderilmesi gerekir. Sömürgecilik analizi, kendi kaderini tayin hakkı, özerklik, federasyon veya bağımsız devlet gibi kavramların ne anlama geldiği ve hedefin ne olduğu toplum nezdinde açıkça tanımlanmalıdır.

​Siyasi Temsilde Çoğulculuk: Tek bir ideolojinin veya yapının tüm toplumu temsil etme iddiası, iç dinamiklerde kutuplaşmaya yol açar. Farklı fikirlerin, sınıfsal yapıların ve yerel dinamiklerin ortak bir ulusal strateji (asgari müşterekler) etrafında birleşebileceği kurumsal bir mekanizma şarttır.

​Bölgesel ve Küresel Dengeler: Ulusal siyaset belirlenirken, Ortadoğu'daki mevcut sınırların durumu, küresel güçlerin (ABD, AB, Rusya) bölge politikaları ve komşu devletlerin refleksleri rasyonel bir yaklaşımla analiz edilmelidir. Strateji, hamasi söylemler üzerine değil, reelpolitik dengeler üzerine kurulmalıdır.

​Sonuç olarak;

Kürd ulusal siyasetinin, çağın ruhuna ve uluslararası hukuka uygun olarak coğrafya esaslı (teritoryal) ve demokratik bir vatandaşlık temelinde örgütlenmesi, kapsayıcılık açısından en makul yol olarak öne çıkmaktadır. Ancak bu modelin içi doldurulurken, dil ve kültür birliği ana harç olarak kullanılmalıdır.

Yarım asırlık tecrübenin gösterdiği en net gerçek şudur: İç çelişkilerini (aşiretçilik, mezhepçilik, lehçecilik ve ideolojik dogmatizm) kendi içinde rasyonel bir sözleşmeyle çözememiş hiçbir hareket, uluslararası alanda kalıcı bir başarı elde edemez. Yola çıkmadan önce bu kavramsal ve stratejik netliğin sağlanması, geleceğin inşası için bir tercih değil, mutlak bir zorunluluktur.

 

Kaynakça: 

– Hans Kohn, A History of Nationalism in the East (Sivil/Teritoryal ve Etnik milliyetçilik ayrımlarının temelini atan çalışma), 1926 

– Benedict Anderson, Imagined Communities / Hayali Cemaatler (Ulusların zihinsel inşası ve ortak geleceğe ikna edilme süreçleri), ​1983

– Ernest Gellner, Nations and Nationalism / Uluslar ve Milliyetçilik (Modernleşme, devlet ve uluslaşma modelleri), 1983

– Martin van Bruinessen, Agha, Shaikh and State / Ağa, Şeyh ve Devlet (Kürt toplumunun aşiret, cemaat ve inanç dinamiklerinin sosyolojik analizi), 1984

– Eric Hobsbawm, Nations and Nationalism Since 1780 / 1780'den Günümüze Milletler ve Milliyetçilik (Uluslaşma süreçlerindeki tarihsel aşamalar), ​1990

– Arend Lijphart, Patterns of Democracy / Demokrasi Modelleri (Ortadoğu'da tıkanıklığa yol açan çok-kültürlü/mezhepsel kotalı yönetim modellerinin analizi), ​1999

– Hamit Bozarslan, Histoire de la Turquie: De l'Empire à nos jours / Türkiye Tarihi: İmparatorluktan Günümüze (Bölgesel aktörlerin siyasi refleksleri ve Kürt hareketlerinin tarihsel çelişkileri), ​2008