Özet

Kaydedilmesinin üzerinden yaklaşık kırk yıl geçtikten sonra, İbrahim Ahmed’in merhum gazeteci Abid Gürses’in ailesinin ve Kurdistan Press gazetesinin arşivinde muhafaza edilen ses kaydı tespit edilmiştir. Kuzey Kürdistanlı tanınmış gazeteci Sayın Çetin Çeko, değerli dost Abid Gürses ve bendenizin ortak emek ve gayretleriyle Avrupa’dan Güney Kürdistan’a ulaştırılan bu tarihi kayıt, İbrahim Ahmed Vakfı’na takdim edilmiştir. Söz konusu ses kaydı, merhum gazeteci Abid Gürses’in Türkçe olarak Kurdistan Press gazetesinde yayımlamak amacıyla 1988 ve 1990 yıllarında İbrahim Ahmed ile Londra’daki evinde gerçekleştirdiği mülakata aittir. Görüşme iki aşamada yapılmıştır. İlk aşama 5 bölümden oluşmakta olup ilk bölümü Kurdistan Press’in 10 Kasım 1988 tarihli 47. sayısının 5-6. sayfalarında; bu dizinin 5. ve son bölümü ise 8 Aralık 1988 tarihli 51. sayısının 5. sayfasında yayımlanmıştır. Bu beş bölümde, İbrahim Ahmed’in gençlik yıllarından başlayarak 1963 olaylarına kadar uzanan edebi ve siyasi yaşamı ele alınmıştır.

İkinci aşamada ise gazeteci Abid Gürses, mülakatın ilk kısmının okurlar tarafından büyük bir ilgiyle karşılandığını belirterek İbrahim Ahmed’den söyleşiyi sürdürmesini talep etmiştir. Güney Kürdistan hareketinin yakın tarihindeki tartışmalı konulara değinen ve 1963’e kadarki siyasi olaylara ilişkin görüşlerini açıklayan İbrahim Ahmed, 1964-1975 dönemine dair düşüncelerini dile getirmeme hususunda ısrarcı olmuştur. Zira söz konusu dönem, Güney Kürdistan hareketinin (Kürdistan Demokrat Partisi - Irak) liderliği bünyesinde tırmanan ve tüm Kürdistan ile Kuzey Kürdistan’daki siyasi yapılar arasında kutuplaşmalara yol açan çekişmelerden kaynaklanıyordu; İbrahim Ahmed de o dönemde taraflardan birinin lideri konumundaydı.

Ancak gazeteci Abid Gürses’in kararlı tutumu ve okurların söyleşiye gösterdiği yoğun ilgi, İbrahim Ahmed’in bu konudaki katı tutumunu yumuşatmasını sağlamıştır. Böylece kendisi, bir tür "anı" niteliğinde 1964-1975 yıllarını gazeteye anlatmıştır. Mülakatın bu ikinci kısmı 9 bölümden oluşmaktadır; ilk bölüm 28 Ekim 1989 tarihli 76. sayının 11. sayfasında, son bölümü ise 26 Eylül 1990 tarihli 84. sayının 9. sayfasında yayımlanmıştır. Sonuç olarak mülakat; Türkçe olarak 14 bölüm ve büyük romancı Mehmed Uzun’un kendisiyle gerçekleştirdiği Kurmancî lehçesindeki 1 bölüm ile birlikte toplam 15 bölüm halinde yayımlanmıştır. Sayın Abid Gürses’in ailesine, bunca yıldan sonra bu ses kaydını büyük bir vefayla korumayı başardıkları için sonsuz teşekkür borçluyuz. Bu ses kayıtlarının Güney Kürdistan’a ulaşmasına vesile olan Sayın Çetin Çeko’ya da çok teşekkür ederiz.

 

Figur 1:  Sağda, Sayın İbrahim Ahmed ile röportajı gerçekleştiren gazeteci Abid Gürses. Solda ise, çabaları sayesinde röportajın ses kaydına ulaşılan gazeteci  Sayın Çetin Çeko

Abit Gürses: Gazetecilikle Geçen Bir Ömür

Kuzey Kürdistanlı tanınmış ve yetkin gazeteci Abit Gürses, 1957 yılında Bitlis’te (Bedyis) dünyaya gelmiştir. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin ardından yurt dışına çıkmak zorunda kalan Gürses, 1977 yılından itibaren Rizgarî hareketi saflarında aktif olarak yer almıştır. Daha sonra, 1986 yılında Stockholm’de yayın hayatına başlayan Kürt Haber Ajansı (ANK - Ajansa Nûçeyan a Kurd) ve Kurdistan Press gazetesinin kuruluş süreçlerinde bulunarak ANK haber ajansı ile Kurdistan Press’in yayın kurulu/redaksiyon sorumluluğunu üstlenmiştir.

1991 yılında Rizgarî hareketinden ayrılan Gürses, 1996 yılından itibaren bağımsız bir araştırmacı-yazar olarak çeşitli televizyon kanallarında siyasi analizler ve yorumlar yapmıştır. Kurdistan24, Rizgarî, Galawej, Kurdinfo, Rojava Kurdistan, Rojava Kurd, Rûpela Nû ve Nêrina Azad gibi çeşitli dijital haber portalı ve web sitelerinde makaleler kaleme alan Gürses, uzun süren bir hastalık sürecinin ardından 12 Haziran 2022 tarihinde İsveç’te vefat etmiştir.

Tarihe Açılan Bir Pencere

İbrahim Ahmed’in Kurdistan Press gazetesine verdiği altı saati aşkın uzun söyleşideki sesini dinlemek, yalnızca eski bir hatıraya dönmek değil; aynı zamanda Kürt yakın tarihinin önemli ve gölgede kalmış bir dönemine açılan büyük bir penceredir. Bu kayıtta olaylar, birincil aktörünün ağzından ve bir kısmı ilk kez olmak üzere tüm açıklığıyla aktarılmaktadır.

Bu mülakat, basit bir kronolojik aktarım olmanın ötesinde; dönemin siyasi ve toplumsal koşullarının analizinden duyulmamış bilgilerin gün yüzüne çıkarılmasına, Güney Kürdistan’ın yarım asrı aşkın siyasi, partisel ve edebi meselelerine dair görüşlerin ortaya konmasına kadar pek çok hassas konuyu kapsayan derinlikli bir incelemedir. Bu uzun söyleşi boyunca İbrahim Ahmed; mücadele mirasına, siyasi ilişkilere ve kendi kişiliği ile dünya görüşünü şekillendiren tarihsel kırılma noktalarına büyük bir açıklık ve titizlikle değinmektedir.

Bu ses arşivinin önemi, merhum gazeteci Abid Gürses’in, İbrahim Ahmed’in çok yönlü kişiliğinden son derece ustaca yararlanarak ona ayrıntılı ve nitelikli sorular yöneltmesinde yatmaktadır. Gürses, İbrahim Ahmed’i o güne kadar konuşmaya yanaşmadığı pek çok konuda ikna etmiş, kritik bilgileri aktarmasını sağlamıştır. Bu sayede; siyasi ve tarihsel boyutlar, hayati kararlar, iç ve bölgesel ilişkilerin analizi ile geçen yüzyılda Güney Kürdistan’daki devrim ve siyasetin karanlıkta kalmış tanıklıklarını aydınlatan zengin bir içerik ortaya çıkmıştır.

Bunların yanı sıra söyleşi, İbrahim Ahmed’in edebiyata, gazeteciliğe ve aydının Kürt özgürlük hareketini yönlendirmedeki rolüne dair derin yaklaşımlarını gözler önüne serme noktasında da son derece başarılıdır. Doğrudan ve yalın bir üslupla temel sorulara verilen yanıtlar, dinleyiciyi ve okuyucuyu adeta olayların bizzat yaşandığı dönemin atmosferine taşımaktadır.

Kurdistan Press Gazetesi ve Zorlu Bir Dönemde Gerçekleştirilen Gazetecilik Mücadelesi

Kuzey Kürdistan’ın; akademisyen, aydın, siyasetçi, gazeteci ve sanatçılardan oluşan yurtsever kadrosu, 12 Eylül 1980 askeri darbe rejiminin baskı ve zulmünden güçlükle kurtularak Avrupa ülkelerine, bilhassa da İsveç’e sığınmak zorunda kalmıştır. Diaspora hayatının getirdiği ağır şartlara, sayısız engel ve imkânsızlığa rağmen; uluslarının haklı davasına duydukları derin sorumlulukla, adeta birer "peşmerge" kararlılığıyla ve hiçbir kişisel beklentiye sığınmaksızın direniş safına atılmışlardır. Bu sürgün coğrafyasında, yayınlayacakları bir gazete ve kuracakları geniş bir haber ağı vesilesiyle siyasi ve kültürel mücadelelerini sürdürme gayretine girmişlerdir. Amaçları; bu yolla halklarının tarihine, diline, edebiyatına ve meşru ulusal davasına hizmet etmektir.

Özverili Kürt aydınlarından oluşan bu kadro, altı aylık hummalı bir hazırlık sürecinin ardından, ağır maddi ve teknik imkânsızlıklara rağmen Kurdistan Press gazetesini ve Kürt Haber Ajansı’nı (ANK - Ajansa Nûçeyan a Kurd) kurmayı başararak sivil ve kültürel mücadele projelerini hayata geçirmişlerdir.

Kurdistan Press gazetesi, söz konusu yurtsever kadronun özverili çalışmaları sayesinde sayısız engeli aşarak ilk sayısını 12 Eylül 1986 tarihinde yayımlamıştır. Genel yayın yönetmenliğini Orhan Kotan’ın üstlendiği gazete, 1986–1993 yılları arasında yayın hayatını kesintisiz sürdürerek toplam 93 sayı çıkarmıştır. Başyazarın, yazı işlerinin ve gazete personelinin adanmışlığının yanı sıra gazetenin yakaladığı bu büyük başarının ardında yatan temel faktör; "Kürdistan Haber Ajansı" adı altında Avrupa’nın tüm kentlerinde ve Kürdistan’ın dört bir yanında tesis ettikleri güçlü iletişim ve muhabir ağı olmuştur.

Yayın dilini Türkçe ile Kürtçenin Kurmancî ve Soranî lehçelerinin oluşturduğu gazete, kendi dönemi açısından Kürt gazetecilik tarihinde son derece özgün ve başarılı bir tecrübe teşkil etmiştir. Nitekim Kurdistan Press, dengeli, kapsayıcı ve ulusal bir yayın politikası izleyerek tüm siyasi parti, örgüt ve akımlara eşit mesafede durmayı başarmıştır. Gazete çalışanları, burayı ulusal bir kürsüye dönüştürmüş; partisel ve ideolojik angajmanlardan bağımsız olarak, dört parçadaki Kürtlerin ve diaspora toplumunun farklı ses ile renklerini dünya kamuoyuna duyurmuşlardır. Kürdistan’ın hangi bölgesinde bir zulüm veya baskı yaşandıysa, gazete orada yer almış; ezilen halkın gözü, kulağı ve sesi olarak sessizlik çemberini kırmak için kararlı bir mücadele yürütmüştür.

İçerik boyutunda bakıldığında, yazıların büyük çoğunluğu Türkçe kaleme alınmış olsa da işlenen konular bütünüyle Kürt ve Kürdistan odaklı olmuştur. Kürt halkının ve Kürdistan’ın tarihi, dili, edebiyatı, siyaseti ve toplumsal yapısı gazete sayfalarının ana omurgasını teşkil etmiştir. Gazetenin araştırmacı gazetecilik anlayışıyla özel bir önem verdiği konuların başında ise parti sekreterleri, önde gelen siyasi şahsiyetler ve dönemin Kürt aydınlarıyla yapılan derinlikli söyleşiler gelmektedir. Bu mülakatlar vasıtasıyla amaçlanan; Kürt özgürlük hareketinin acı ve tatlı tecrübelerini gelecek nesillere aktarmak ve tarihsel bir bilinç oluşturmaktır.

Benim Hikâyem ve Kurdistan Press Gazetesi

Değerli kardeşim Sayın Bwar Nuredin tarafından İbrahim Ahmed Vakfı (Ibrahim Ahmad Foundation) adına tarafıma ulaşılarak, merhum İbrahim Ahmed’in Kurdistan Press adlı gazetede Türkçe yayımlanmış üç bölümlük bir mülakatının bulunduğu ve bunu Kürtçeye çevirmemi arzu ettikleri bildirildi. Tekliflerini memnuniyetle kabul ederek metinleri tarafıma göndermelerini rica ettim. İlk etapta ellerinde yalnızca mülakatın yayımlandığı sayfaların fotoğrafları bulunmaktaydı. Metinleri okuyup tercüme etmeye başladığımda, söyleşinin yalnızca bu üç bölümden ibaret olmadığını fark ettim.

Jîn Arşivi ve Kütüphanesi’nde (Binkey Jîn) yer alan mevcut sayıları incelemem neticesinde mülakatın ilk beş bölümüne ulaşmayı başardım ve bu kısımların çevirisini tamamladım. Ancak konunun derinliği merakımı artırdı; Sayın Bwar’dan, Hawalnamay Kteb (Kitap Bülteni) sorumlusu Sayın Çalak ile iletişime geçmesini ve mümkünse gazetenin tüm sayılarını temin etmesini rica ettim. Sayın Çalak, bu talebimiz üzerine nezaket göstererek 93 sayıdan oluşan koleksiyonun tamamını üç ayrı PDF dosyası halinde Hewalnamay Kteb Telegram kanalına yükledi ve ben de oradan indirdim.

Gazeteyi detaylıca incelediğimde; okuyucuların ve gazete yönetiminin talebi üzerine İbrahim Ahmed ile görüşmelerin sürdürüldüğünü, Politbüro kanadının kopuş sürecini, dönemin Kürt ulusal hareketindeki iç sorunları ve bu husustaki soruları yanıtladığı yeni bir söyleşi dizisinin gerçekleştirildiğini tespit ettim. Böylelikle mülakat tefrikalarının toplam sayısı 15 bölüme ulaştı; bu bölümlerin tamamını da Türkçeden tercüme ettim.

Araştırmalarımı derinleştirdiğimde, büyük edebiyatçı Mehmed Uzun’un da İbrahim Ahmed’in edebi şahsiyetini ve eserlerini konu alan Kurmancî lehçesinde özel bir mülakat gerçekleştirdiğini ve bunun da bir bölüm olarak gazetede yer aldığını gördüm.

Kurdistan Press gazetesinin sayfalarını titizlikle incelerken, Halepçe Katliamı ve soykırımına ilişkin haber ve analizler dikkatimi çekti. Gazetenin birçok sayısında bu trajediye geniş yer ayrıldığı ve son derece ayrıntılı bir habercilik yürütüldüğü görülmekteydi. Kendi hazırlamakta olduğum kitap çalışmalarımın getirdiği yoğunluğa rağmen, bu materyalleri bir araya getirme fikri zihnimde şekillendi; zira bu verilerin müstakil bir kitap teşkil edecek hacim ve nitelikte olduğuna inanıyordum. Bu doğrultuda tüm sayıları tek tek tarayarak Halepçe soykırımı ve kimyasal saldırıyla doğrudan ilgili tüm yazıları ayırdım ve tercüme sürecini başlattım.

"Kurdistan Press Gazetesinde Halepçe Soykırımı" adlı kitabımı hazırlarken Halepçe üzerine yazılar ve şiirler kaleme almış pek çok yazar ve şairin ismiyle karşılaştım. Haklarında biyografik bilgi edinebilmek amacıyla geniş bir iletişim ağı kurdum ve pek çok kişiyle irtibata geçtim. Bu arayış sürecinde yolum, Kuzey Kürdistanlı tanınmış ve özverili gazeteci Sayın Çetin Çeko ile kesişti...

Sayın Çetin Çeko ile Tanışmam ve İbrahim Ahmed Mülakatına Ait Ses Kasetlerinin Bulunması Hikâyesi

İletişim sürecinin başında Sayın Çetin Çeko’ya Türkçe bir e-posta göndererek kendimi tanıttım. Kurdistan Press gazetesinde yayımlanan Halepçe soykırımı üzerine bir kitap hazırlığında olduğumu belirterek; kendisi ve kitabın içeriğinde adı geçen bazı şahsiyetler hakkında bilgiye ihtiyaç duyduğumu ilettim. Kendisi son derece alçakgönüllü ve özverili bir yaklaşımla bu çalışmamdan duyduğu memnuniyeti dile getirdi ve projeme destek olmaya hazır olduğunu belirtti.

Türkçe yürüttüğümüz iki haftalık e-posta trafiğinin ardından bana çok kıymetli bilgiler aktardı. Merhum Abid Gürses’ten bahsettiğimiz sırada konu İbrahim Ahmed mülakatına geldi. Kendisine, talep üzerine bu mülakatın tamamını İbrahim Ahmed Vakfı için Türkçe ve Kurmancî lehçesinden Soranî lehçesine çevirdiğimi ve vakfın bu söyleşiyi diğer söyleşilerle birlikte bir kitap halinde yayımlayacağını aktardım. Bu girişimden büyük mutlu olan “Çetin Çeko, Diyarbakır’dan birinin bu mülakat için kendisiyle iletişime geçtiğini fakat şahsı tanımadığı ve ses kasetleri de o esnada elinde bulunmadığı için konuyu kapattığını ifade etti.

Uzun yazışmalarımızın ardından aramızda oluşan güven ilişkisine dayanarak, birkaç gün sonra kendisinden bir ricada bulundum: Eğer bu ses kayıtlarına ulaşıp bana ulaştırabilirse, bunun Kürt tarihi ve yayıncılığı açısından son derece kıymetli bir hizmet olacağını belirttim. Bütün imkânlarını seferber edeceğine dair söz verdi ancak benden iki hafta kadar sabretmemi rica etti. Yaklaşık bir hafta sonra kasetlere ulaştığı müjdesini verdi. Kasetlerin dijital ortama aktarılması gerekiyordu; Sayın Çetin Çeko büyük bir özveriyle bu zahmetli süreci de üstlenerek kasetleri dijital ses dosyalarına dönüştürdü.

İlk etapta Google Drive üzerinden beş ses dosyasından oluşan ilk bölümü gönderdi. Mülakatın teknik detaylarını sorduğumda, o dönemde video kamera kullanımının yaygın olmaması ve mülakatın gazete yayını için yapılması sebebiyle görüşmenin bütünüyle ses kasetlerine kaydedildiğini belirtti. Ardından dört ses dosyası daha ulaştırarak toplamda altı saati aşan mülakat kaydını tamamlamış oldu. Sayın Çetin Çeko’ya yüklediğim bu ağır sorumluluktan ötürü, bir araştırmacı olarak gösterdiği bu büyük jest karşısında mahcubiyetimi ifade etmekte zorlanıyorum.

Bu gelişmenin ardından süreç bir adım daha ileri taşındı. Kendisinden, İbrahim Ahmed Vakfı adına kurumsal olarak kasetlerin aslını talep etsek, vakıf arşivinde muhafaza edilmek üzere teslim etme lütfunda bulunup bulunamayacaklarını sordum. Gönderdiği yanıt e-postasında durumu şu sözlerle izah etti: "Diyarbakır’dan ilk aradıklarında verdiğim cevap: ‘Mülakatı gerçekleştiren ben değildim ve kasetler de bende değildi’. Abid Gürses’in oğlu Miran’a, ardından eşi Henderin Hanım’a İbrahim Ahmed söyleşilerinin ses kayıtlarının durup durmadığını sordum. 'Arayıp bakalım' dediler. Bu süreçte siz de Kurdistan Press’teki Halepçe soykırımı çalışmanız vesilesiyle bana ulaştınız ve durumu aktardınız. Siz mülakatı vakıf için çevirdiğinizi ve vakfın ses kayıtlarını da talep ettiğinizi belirtince, Miran ve Henderin ile tekrar görüştüm. Nihayetinde birkaç hafta önce kasetleri bulup bana teslim ettiler. Ben de size kasetleri bulduğumuzun müjdesini verdim. Kasetleri bana verirken tek bir şart koştular: Dijital ortama aktardıktan sonra kasetlerin aslını kendilerine aynen iade etmem. Bu husus üzerinde çok hassas durdular. Ben de kayıtları dijital formata dönüştürdükten sonra asıllarını geri vereceğime dair söz verdim. Kendilerine talebinizi yeniden sorabilirim ancak büyük olasılıkla olumsuz yanıt vereceklerdir."

Böylelikle, yürütülen ısrarlı takip ve Sayın Çetin Çeko’nun büyük gayretleri neticesinde, İbrahim Ahmed’in bu son derece kıymetli ve uzun mülakatının ses kayıtları tespit edilmiş; onlarca yıl sonra bu tarihi ses Güney Kürdistan’a ve İbrahim Ahmed Vakfı arşivine kazandırılmıştır.

Sonuç

Sonuç olarak, altı saati aşan bu ses kaydı yalnızca geçmişe ait cansız bir arşiv materyali değil; Güney Kürdistan’ın siyasi ve entelektüel hayatında belirleyici rol oynamış bir aktörün kendi sesinden aktarılan, siyasi ve kültürel tarihimizi yeniden okumamıza imkân tanıyan canlı bir tarihsel belgedir. İbrahim Ahmed’in sesini yaklaşık kırk yıl sonra yeniden dinlemek, tarihteki bazı seslerin zamana yenik düşmediğini bizlere hatırlatmaktadır. Nitekim kendisi bu kasetlerde, geçmişin muhasebesini yapmakta ve geçen yüzyıldaki Kürt ulusal hareketinin yaralarına neşter vurarak gelecek nesillerin bu tecrübelerden ders çıkarmasını amaçlamaktadır.