Kürdlerdeki değişik kabiliyetler, özetle Batı medeniyeti karşısında elde edecekleri vaziyet, medeniyete alışkanlık dereceleri hakkında oryantalistler ve kürdolog profesörler, pek derin ve canlı incelemeler yapmışlardır. Bu incelemeleri, ayrı ayrı ve uzun uzadıya mütalaa etmek istiyoruz.

Ancak bundan önce bilinmesi icap eden bazı gerçekler, unutulmaması ve daima nazarı dikkatte bulundurulması, bizce ilim gerçekleri aramak ve bulmak isteyen herkesçe gerekli olan değişik ve pek mühim noktalar vardır.

İlk önce, biraz kısaltarak bile olsa her halde pek seçkin olan bu noktalardan bahsetmek isteriz.

Kürdler, itiraf ve tasdikimiz altında olduğu üzere bugün medeni ve ileri bir halde bulunmamaktadırlar.

Fakat bu vaziyet hiç şüphesiz değişik geçmiş senelerin zaruri bir neticesidir. İşte bu sebepleri milli uyanış ve inkişafa mani olan bağlantıları izah ve açıklamaya çalışmak, bugünkü Kürd hayatındaki ilkelliği ve bu milletin bütün yüksek meziyetlerine rağmen, böyle endişe verici bir halde kalmasındaki değişik etkileri tespit edecektir.

Hastalığın kısmen olsun teşhisine muktedir olur ve bu günkü toplumsal yavaşlamayı bireysel gevşemeyi sebep ve saikleriyle izah ederek Kürd hayatına, Türk hayat ve irfanının ne suretle gelebileceğini izah etmekle birlikte, Kürd milletinin kabiliyetleri itibariyle korunmasını da muhafaza altına almış oluruz. Yerimizin darlığına binaen düşüncelerimizi mümkün mertebe özetleyip kısaltarak belirtmeye çalışacağız.

1- Şarkta uyanma dönemi -sınırlı milletler arasında olmak şartıyla- ondokuzuncu asrın son yarısından sonra etkisi ortaya çıkmaya başlamıştır. Kürdler, Müslüman bir hükümetin tabiyeti altında bulunmaları hesabıyla Avrupa irfanını yabancılardan tutup iktibas etmemişler. Milli izzeti nefsi buna engel olmuş ve Osmanlı devleti irfan ekseni dahilinde ilerlemek isteyen Kürd düşünür ve aydınları, Türkler gibi müsait bir inkişaf bölgesini bulamamışlardır.

İlkokul eğitimini bedava ve mecburi kılan Osmanlı hükümeti, ne Türk ve ne Kürd köylerinde kanun-i esasinin (anayasanın) bu mühim hükmünü uygulamamış ve bunun neticesi olarak Kürd genel yaşamının ilkel şeklini muhafaza etmek mecburiyetinde, mecburiyet olmasında bırakılmıştır. Buna mukabil gayri Müslim unsurlar, özetle Ermeniler, din gibi bir etki altında kalmamışlar, milli izzeti nefis önünde taassubu izah etmek hissiyatına maruz bulunmuşlar. 

Gerek Osmanlı memleketi içinde, gerekse dışında pek geniş bir surette yabancı eğitim kurumları ve faziletinden istifade etmişlerdir. Bu hususta gayri Müslimlerin değişik siyasi dengeye dair meselelerin de ayrıca mühim bir mevkiye malik oldukları da ihmal edilmemelidir. 

2- Kürdlerin başkentten –yegane irfan merkezinden- uzakta bulunmaları ve ulaşım araçlarının hemen hemen olmayışı Kürdistan ile bölge ilmi arasında bir cereyanın vücudiyeti temin eylememiş ve zaten çok zayıf olan merkezi ışık ve hararet, orayı aydınlatmamış ve ısıtmamıştır.

3- Kürdistan; Türkiye, İran ve Rusya hudutları üzerinde bulunmuyor. Basit bir gerçektir ki umumiyetle hudut üzerinde bulunan ve güvenlik bölgesi dahilinde yaşamayan insanlar –Bilhassa ilkel bir milletin fertlerinden olursa- ciddi bir çaba eğilimini göstermezler ve sürekli savaş ve çatışma doğal bir hal alır, göç etmek en kuvvetli yerleşmek eğilimini bile sağlayamadığı bir zamanda dengesizliği yaratır. 

İşte bu değişik etkiler, Kürd milletini bugünkü ilkelliğine götüren sebeplerdendir.  

Yavuz Sultan Selim döneminden itibaren mütemadiyen bir şekil iktisab eden Kürd akın ve savunucular, bu milletin en güzide unsurunu daimi surette mahvetmiş, mesai dairesini olmayacak kadar dar bir sınır dahilinde sıkıştırmıştır. 

Hata bu kanaatimizi takviye edecek bir tarihi delili de açıklamak mümkündür. Şu incelemeyi tetkik edelim.

Bugünkü mahsulat bir hiçtir. İranlıların istilalarıyla eski servetini kaybeden bu kıta, İran istilasının ilk gününden itibaren tam yirmi asır bir çatışma ve viranelik halinde kalmıştır. Bu tahribatlar yaşam dolaysıyla, ahalinin nüfusu eksilmeye başlamış ve “çalışma karakteri”, “tembellik karakteri”ne dönüşmüştür. 

Gelişmemiş bölgelerde bilimin, irfanın tamamıyla yukarıdan aşağıya doğru tesir icra etmesi ve kurtarıcı ellerin elitler arasında aranması pek zaruridir. 

Halbuki devletçe eski ve bugün terk edilen siyaset gereğince Kürd unsuruna mensup elit ve aydınların milletleriyle temasları menedilmiş ve buna rağmen Kürdlerin aydınlanma görevi hükümetçe üstlenilmemiştir. Bölgenin irfan merkezinden olan uzaklığı, milletlerin ruhu, kalbi ve dimağı mevkinde olan elit, aydın ve alimlerinden uzaklaştırılması, Kürdlerin irfanı yabancıların elinden elde edememek hususundaki taassubu –bugün bu taassup terk edilmiştir- Kürdlerin büyük bir gayretle her çeşit vasıtalardan istifade ederek ilme, irfana, fazilete ve medeniyete doğru koşmaya durmadan koşmaya karar vermişlerdir. Kötü yönetim, Kürd toplumunun yapısında mevcudiyeti aşikar ilkelliğinin en mühim ve esas sebeplerindendir.

Şimdi biraz da kürdolog profesörleri ve ulemayı dinleyelim: 

Her şeyden önce Kürd tabiatı hakkında yapılmış olan bir tetkikten bahsetmek isterim.

Irklar ilmi mütehassıslarınca da tasdik edilen bu cetvel pek itinalı gerekçeleri ortaya koymaktadır.

Aynen alıyorum. Kürd tabiatı;

  1. Asabiyeti irade,
  2. Ciddiyet,
  3. Batıni,
  4. Üye faaliyetleri,
  5. Gayrı tüccar,
  6. Maziye sahip,
  7. Sûkuti,
  8. Zekada genişlik,
  9. Sebatkar. 

Osmanlıcadan çeviren: Cemîl AMEDÎ

 

(Serbestî, sayı: 198, 7 Kanun-î Sanî 1919)