Kürdistan Federe Bölgesinde, “Kürdistan Bağımsızlık Referandumu” 25 Eylül 2017 yılında yapıldı. Böylece Kürtler için büyük tarihi olay olan bağımsızlık referandumuyla ilgili 9 yılı geride bıraktık. Bağımsızlık Referandumunda şerefli ve onurlu bir sonuç çıktı. Bu nedenle Kürdistan Başkanı Mesut Barzani’yi, o dönemin Kürdistan Başbakanı Neçirvan Barzani’yi,  Kürdistan siyasi partilerinin yöneticilerini, referandumda oy verenleri, bağımsızlık referandumunu destekleyen tüm parçalardaki ve dünyadaki Kürtleri saygıyla kutluyorum. Onlar milletimize önemli, tarihi, kader değiştirici bir gelecek hazırladılar.

Kürdistan Bağımsızlık Referandumu’nun sonucu, tarihi geleceğimizdir. Kürdistan Bağımsızlık Referandumu Kürdistan Devletini sadece Kürtlerin ortak stratejisi yapmadı, aynı zamanda Kürdistan Devleti için taşları döşedi. Bundan dolayı tüm Kürtler ve Kürdistanlılar, Bağımsızlık Referandumunun sonucuna sahip çıkmalıdır.

Kürtlerin ve Kürdistanlıların, bağımsızlık referandumunun üzerinden 9 yıl geçmesine rağmen, bağımsızlık referandumunun yapıldığı gün gibi heyecan duymaları, bugünü 9 yıldır şölene çevirmeleri, bağımsızlık referandumunun tarihi anlamına da anlatmış oluyor.

Kürdistan Bağımsızlık referandumundan sonra, Irak Irkçılarının, sömürgeci devletlerin, Kürdistan bağımsızlığı düşmanı PKK’nın, bir grup YNK ve Goranlıların çılgına dönmesi de o tarihi sonucun önemi konusunda anlamlı okumalar yapmamıza da yol açıyor. Kürdistan bağımsızlığına düşman güçlerin, büyük bir hırsla, Kürdistan’da ihanetçiler sağlayarak Kerkük’e saldırmaları ve Kerkük’ü işgal etmeleri de bundandı. 

Şunun altını çizerek belirtiyorum ki, Kerkük’e saldırıda Kürt ihanetçileri olmasaydı, Arap Irkçılarının, PKK ve Haşdi Şabi gibi Kürdistan Federe Devleti düşmanı terörist, işgalci, yabancı güçlerin Kerkük’ü işgal etmeleri olanaklı değildi.

Kerkük’ün işgali bağımsızlık referandumu sonucunda tüm parçalardaki ve dünyadaki Kürtlerde yarattığı sevinci, acıya ve üzüntüye çevirdi.

Doğal olarak sevincimizle, acımız ve üzüntümüz birbirine karışarak, Kürt milli bilincinin, millet olarak tekâmül etmemizde harca dönüştü.

Konumuzu geçmişte referandum öncesi yazdığım bir makale ile derinleştirmek istiyorum.

Bu yazım birçok Kürt Gazetesinde yayınladı.

***

Bağımsızlık Referandumunda 3. Aşama: Başarmak Ya da Tarihe Gömülmek…

Kürdistan'ın, Kürt milletinin, Kürdistanlıların kaderini değiştirecek bir karar, kısa bir dönem önce alındı. Bu karar, “bağımsızlık referandumu” kararıdır. Bu karar, 200 yıldır kendi devletlerini kurmak için mücadele eden Kürt milleti ve Kürdistanlıların kalıcı ve değiştirilemez denilen kaderini değiştirecek; “Kürt milleti devlet kuramaz ve kendini yönetemez” tezlerini, sömürgeci yargıları yıkan bir karar.

Kürdistan'da bağımsızlık referandumu kararı, zorlu bir sürecin, kararlı siyasi ve milli bir duruşun, olağanüstü bir çabanın, milli, toplumsal ve tarihi bir liderlik göstergesinin ifadesidir.

Kürdistan'ın Bağımsızlık Referandumu 3. Aşamasındadır. Kürdistan'da Bağımsızlık Referandumunun 3. Aşamasını hesaplamak ve tarif etmek için, ondan önceki iki aşamaya biraz göz atmak, o aşamalardaki gelişmeleri kısaca da olsa okuyucunun gözlerinin önüne sermek gerekir.

Referandumun 1. Aşaması: Bütün Engellemelere Rağmen Referandum Kararının Alınması…

Irak'ta, Baas Rejimin'in yıkılmasından sonra, eski milli Arap devletinin devam etmemesi kesinlik kazanmıştı. Bu nedenle Irak'ta yönetim modeli ve karakterinin ne olacağı doğal olarak gündeme geldi.

Devletin karakteri konusunda iki model ve görüş vardı. Bu modellerden biri, Irak Devleti'nin, Eyaletler Devleti olması. 18 Eyaletten oluşmasıyd.  İkinci model, federal devletti.

Devletin eyalet şeklinde yapılması, ABD Sorumlusu ve Talabani'nin de kabul ettiği bir modeldi. Kürdistan lideri Mesut Barzani ise kesinlikle eyalet modeline karşı durdu. Çünkü bu model, Kürdistan'ı yeniden birkaç parçaya bölerek, Arapların bölgesini de güçlendirecekti. 

Bundan dolayı Kürdistan Başkanı Mesut Barzani, Coğrafi yapıya dayalı milletlerin ortak federal devlet statüsünü savundu ve önerdi.

Doğal, adaletli, demokratik, özgürlükçü olan da Kürdistan Başkanı Mesut Barzani'nin savunduğu federal modeldi..

Sonuçta Irak'ta sağduyu baş gösterdi. Federal Devlet modelinde uzlaşma sağlandı. Bu uzlaşma sonucunda yeni bir federal devlet anayasası hazırlandı. Bu anayasa 2005 yılında referandumla halkoyuna sunuldu ve kabul edildi.

Böylece ulus, ideoloji, din, mezhep, sınıfların üstü bir devlet oluştu. Devlet, Kürtlerin, Arapların ve diğer milli azınlıkların ortak devleti olarak yeni anayasada tanımı yapıldı. Irak'taki milletler de kendi kaderlerini yeniden federal bir devletle ortaklaştırdı.

Ama ne yazık ki, federal devlet modeli özellikle de Maliki'nin başbakanlığı döneminde budandı, hatta ortadan kalktı, Arap Ulus Devlet kriterlerinin mevcut olduğu bir yapıya kavuşturuldu.

Kürdistan Başkanı ve Kürdistan hükümetinin bütün uyarılarına rağmen, Maliki kendisine çeki düzen vermedi; federal bir devletin başbakanı gibi davranmadı. Bir Arap şovenisti ve ırkçısı gibi davrandı. Şii Arapların dışındakileri dışladı. Sunî Arapları bile sınırlarının dışına çıkardı

Bu durum karşısında Kürdistan Başkanı tarafından “Kürdistan Devleti” ve “Konfederal Devlet” önerisi gündeme getirildi.

Kürdistan Başkanı, aynı zamanda Kürdistan Devleti için de referandumu gündeme getirdi. Ama ne yazık ki, ilk başta Kürdistan'daki tüm partiler referandumdan yana olmalarına rağmen, daha sonra İran Devleti'nin müdahalesi sonucu, KDP dışındaki tüm partiler, bağımsızlık referandumuna karşı çıktılar.

Bu nedenle, referandum kararının alınması oldukça zor oldu.

Referandum kararı, Kürdistan Başkanı'nın kararlılığı, milli tutumlar, doğru ve haklı olan verilerle YNK'nin, referanduma “evet” demesiyle; Bağımsızlık Referandumunun birinci raundu başarıyla geçildi.

Karardan sonra, başta Kürdistan Başkanı ve idaresi olmak üzere, GORAN, Kürdistan İslam Örgütü dışındaki tüm siyasi partiler, hem uluslararası plan hem de ulusal planda yoğun çalışmalar başlattılar. 

Dünyadaki tüm Kürtler, Kürdistan bölgesine akın ettiler.

Referandumun 2. aşaması: Yanlış hukuki ve siyasi tezlerle, baskılarla referandum kararından geri adım attırmanın başarısızlığa uğratılması…

Bağımsızlık Referandumunun yerel ve yerel olmayan uluslararası karşıtları (içerde ve dışarıda), birinci raundu kaybettikten sonra iki şey yaptılar.

Kürdistan Başkanı ve siyasi partilerinin, referandumu hayata geçirmeyeceklerini, karardan vazgeçeceklerini ileri sürmeye ve her platformda bunun propagandasını yapmaya başladılar.

Kürdistan Başkanı'nın ve KDP'nin referandumu, kendi bölgesinin güçlendirilmesi ve sürdürülmesi için taktik bir araç olarak kullanmak istediklerini ileri sürdüler.

Bu ileri sürülen görüşmelerin bir iftira, referandumu engellemekten başka bir amacının olmadığı ortadaydı. 

Kürdistan Başkanı'nın en önemli ve dünya çapında da bilinen özelliği, söylenen sözlerin arkasında durma özelliğidir. Ayrıca Barzani Hareketinin tarihi özelliği, bu yaklaşımın önünde bir engel ve tezi yalanlayan bir vakıadır. Biliniyor ki, Barzaniler Şeyh Abdülselam'dan bu yana, işin ve siyaset bilimindeki adı ne olursa olsun; Kürtlerin kendi kendilerine ve Kürdistan'ı yönetmleri konusunda bir basirete, dirayete, ahlaka ve mili durmaya sahiptirler.

Bu nedenle Kürdistan Başkanı, Kürt milletinin kaderiyle oynayamazdı. 

Kürdistan Başkanı ve KD bu durumu, tezler geçerli kılmadı. Bu sefer de, referandumda geri adım attırmak için, uluslararası hukukla bağdaşmayan, federal devlet anlayışına aykırı, ulusların ve Kürt ulusunun kendi kaderini kendi gücüyle tayin etme ve yönetme ilkesine, referandum/bağımsızlık deneylerine aykırı tezler ileri sürdüler.

Irak federal Anayasa'sına sığındılar. Federal Anayasa'nın referanduma izin vermediğini ileri sürdüler. Böylece Arap sömürgeci egemenlik sistemini savundular.

Açık olan bir şey var ki, federal devlet, gönüllü ve özgürce ortak bir devlet oluşturma iradesidir. Federal Devleti kuran özgür irade; neden ayrılmaya, ortak yönetim yaşamına son verilmesine, milletin kendi bağımsız devletlerini kurmasına; bunun içinde referandumla kararına varılması olanaklı olmasın?

Bunun tersini düşünmenin, rasyonalizm, bilimle, demokrasi, adalet ve özgürlüklerle de bir alakası yoktur.

Kürt tarafının tek başına referandum kararı alamayacağı gibi sömürgeci bir tezi pervasızca savundular ve ileri sürdüler.

Bütün bunların yanında, demokrasiye sığınmaya çalıştılar. Bir ulusun kendi kaderini tayin etmesinin demokrasi ile engellenmesi mümkün değildir. Kanada'da Kebeklerin, İngiltere'de İskoçyalıların, İspanya'da Katalonyalıların referandumla ayrılmaları ve bağımsız devlet olmalarının istenmesi bunun en somut göstergesidir. İspanya, Kanada, İngiltere demokrasisinin gelişmiş olduğu devletler olduğu da bilinmektedir.

Bu tezleri, aynı zamanda bir tehdit ve santaj olarak kullandılar. Kısa sürede bu safsata tezlerinin geçersizliği, dünya devletlerinin birçoğunun da açıklamasıyla bir kez daha ortaya çıktı.

Bu hayati ve tartışmalar içinde, başta Kürdistan Başkanı olmak üzere, Kürdistan'ın Hükümeti ve Bağımsızlık Referandumundan yana olan Kürdistan siyasi partileri ve sivil toplum birimleri, Kürdistan'daki ulusal birimlerinin referandumu konusunda belirlenen tutumları netleşti. 

Bu gelişmenin sonucunda Bağımsızlık Referandumunun 2. Aşaması da geçildi ve 2. Raund da kazanılmış oldu.

Referandumun 3. Aşaması: Referandumun Başarılı Kılınması ya da Yalan, Manipülasyon ve provokasyonlarla Başarısız Kılınması, Tarihe Gömülmek…

Her Kürdün, Kürdistanlıların, Kürdistan siyasi parti ve yönetimlerinin, Kürdistanlı yazarların ve aydınların kabul ettiği ve benim de sık-sık olarak yazdığım gibi: Kürdistan'ın Güneyindeki karar, tüm Kürtler ve Kürdistanlılar için çok anlamlı ve tarihi bir karardır. Bu karar, 200 yıldır devlet olmak isteyen Kürt milletinin Kürdistan'ın bir parçasında yönetimini kurmasıdır. Bu bölünmüş ve parçalanmış, uluslararası nitelikte klasik sömürge yöntemlerinden daha geri bir statüde olan Kürt milletinin ve Kürdistan'ın; birliğine, ortak ve organik durumuna sahip olmasının doğru atılacak bir adım olmasıdır.

Bağımsızlık referandumundan bir sonraki adım, Kürdistan Devletinin kuruluşuna adım atılması, bu düzenlemenin yolunun ulusal ve uluslararası düzeyde hukuksal ve bürokratik yapının oluşturulmasını projelendirmesidir.

Bilmeliyiz ki, Kürdistan Devleti ve bunun için yapılmakta olan bağımsızlık referandumu karşıtları ve düşmanları da durmuyorlar. Bunlar referandumun başarısızlıkla sonuçlanması, “evet” sonucunun çıkmaması, hatta referandumun engellenmesi için onlarca yol ve provokasyona başvuruyorlar, başvuracaklar.

Bu provokasyonlara meydan verilmemeli. Karşıtların ve düşmanların başarıya ulaşmasını engellemek için bütün meşru, demokratik, insani yol ve yöntemler kullanabilmeliyiz..

Kürdistan devleti ve bağımsızlık referandumu karşıtları/düşmanları, yalanlara ve manipülasyonlara başvurarak, halkımızın kafasını da karıştırmaya çalışıyorlar.

PKK/KNK'nin kısa bir süre önce, referandum ile ilgisi olmayan, bu dönem ve kendi işi olmayan “Kürdistan Kongresi” olarak adlandırılan bir toplantıya Süleymaniye'de referandum karşıtlarının katılması ve ilgi duyması da toplantının referandumuna karşı olduğu konusunda güçlü veriler sunuyor.

25 Eylül 2017’de Bağımsızlık Referandumunda (sonucu yüzde 98) olumlu ve “evet”  sonucu çıktı.

Bağımsızlık referandumu 3. Aşamada da, diğer iki etapta Kürtler ve Kürdistanlılar nasıl başarı sağladıysa, üçüncü etapta başarıyı elde etti ve 3. Raundu kazandı.

Referandumun sonucu milletimize hayırlı olsun.

Bu kritik dönemde, Devlet-Bahçeli-Öcalan’ın 27 Şubat 2025 tarihinde Kürd milletinin Türkleştirilmesi, statü ve devlet sahibi olmaması için yaptıkları Kürd millet karşıtı planın hayata geçirilmeye çalışıldığı bu dönemde  Bağımsızlık Referandumunun Sonucuna Fazlasıyla Sahip Çıkalım…

Tetwan, 25 Eylül 2026