Farklı kaynaklara göre bugün eski SSCB sınırları içerisinde dağılmış yaklaşık bir milyon dolayında Kürdün varlığından bahsedilmektedir. Kürdlerin Transkafkasya ya da Güney Kafkasya’daki varlığı uzun bir tarihsel geçmişe dayanır. Merkezi Gence olan Şeddadî Kürd devleti (951-1075) yılları arasında toplam 128 yıl[1] bu bölgelerde hüküm sürmüştü. Şeddadiler ya da Şadiler olarak da bilinen bu Kürdlerin belli başlı toprakları Dabil, Gence ve Ani idi.[2] “19. yüzyılın ikinci yarısından sonra Kürdlerin Güney Kafkasya’da topluca yaşadıkları bölge, resmî belgelerde “Kürdistan” olarak adlandırılmıştır. Bu sebepten de 19. yüzyılın başlarında Güney Kafkasya’nın Sovyetler tarafından inzibati düzenlenmesi sürecinde Kürdistan bölgesinin bir kısmına “Kürdistan Kazası” adı altında resmî bir statü tanınmıştı.”[3]
1917’de gerçekleşen Bolşevik devriminden sonra, yeni yönetim daha önce işgal edilmiş Osmanlı topraklarından çekilir. Bolşevikler ile Mustafa Kemal arasında kurulan yeni köprü aracılığıyla Moskova, Ankara’yla ilk anlaşmayı yapan ülkelerden biri olmuştu. Ankara da, Güney Kafkasya’daki Azerbaycan, Ermenistan ve hatta Gürcistan gibi ülkelerin Sovyet sistemine katılması yönünde doğrudan ya da dolaylı yollarla, siyasi ve askerî baskılarla destekte bulunmuştu. Adı geçen ülkeler böylece Sovyet sistemine katılmış oldukları halde, etnik ve sınır sorunları devam etmekteydi. 1920’nin başlarına gelindiğinde Kuzey Kürdistan’da gelişen Kürd ulusal hareketi, Sovyet yöneticileri nezdinde de içerde ve dışarda Kürd meselesini gündemleştirmişti.
V. İ. Lenin, bilhassa Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki olası etnik teşevüşü engellemek için Kızıl Kürdistan tarzı otonom-tampon bir bölge tahayyül etmekteydi. Bu doğrultuda Azerbaycan SSC Merkez Komitesi, 21-22 Ekim 1922, 30 Aralık 1922 ve 13 Şubat 1923 tarihlerinde gerçekleştirdiği 4 genel kurulda Kürdler için özerk bir bölge teşkil etmeyi tartışmaya açmış ancak sınırlar bağlamında kesin bir netice alınmamıştı.[4]
Azerbaycan Komünist Partisi (Bolşevik) Merkez Komitesi’nin aşağıdaki kararı ile Kürdlerin topluca yaşadığı ve genel nüfusun %72,2’sini (37.182 kişi) oluşturan topraklarda (Kelbecar ilinde genel nüfusun 99,5’ini, Laçin ilinde ise %99,2’sini Kürdler teşkil etmiştir) Kürdistan kazası oluşturulması kararı alınmıştır.[5] 16 Temmuz 1923’te Azerbaycan Komünist Partisi’nin Birinci Sekreteri Sergey Kirov’un önerisi ve Lenin’in onayıyla, Kürdistan Kazası ya da “Kızıl Kürdistan Uyezdi” adıyla bilinen ve eski SSCB sistemine bağlı Kürd otonom bölgesi kuruldu.[6] ve yönetim merkezi olarak da Laçin belirlendi.
Laçin Merkezli Kürd özerk bölgesindeki gelişmeler, 12 Mayıs 1925 tarihli Zarya Vostoka gazetesine şöyle yansımıştı: “Kürdistan’da Lâçin dağlarında yeni bir şehir inşa ediliyor. Evlerin bir bölümü inşa edildi ve içi düzenlendi bile. Kürdistan üst organları, soğuk barakalardan buraya taşındı. Şehir merkezinde bir okul inşa edildi. Okulda dersler sonbaharda başlayacak.”[7] “Uzeyd”, SSCB yönetim sisteminde, alt birim idareleri olan küçük yerel yönetimlere verilen addır. “Yönetimin başına, Azeri Bolşevik Hüsnü Hacıyev getirildi.”[8] Kızıl Kürdistan, idari ve coğrafik olarak bugünkü dağlık Karabağ’ın bir bölümünü oluşturmaktaydı; Laçin, Kelbajar, Gubadlı, Zengılan ve Cebrail gibi yerleşim birimlerini kapsıyordu. 1926 yılı nüfus sayımına göre Azerbaycan’ın Kürdistan kazasında 41.193 Kürd yaşamaktaydı.[9] Özelikle Nahçıvan’da çoğunluğu Şii mezhebinden olan önemli bir Kürd nüfusun olduğu bilinmektedir. Kızıl Kürdistan, ulusların kendi geleceklerini belirleme hakkı doğrultusunda, Sovyetler Birliği yöneticileri tarafından, Azerbaycan’a bağlı bir özerk bölge olarak kurulmuştu.[10]
Kuruluştan yaklaşık altı yıl sonra, tam da Agirî’de Kürd ulusal hareketinin geliştiği ve güçlendiği bir dönemde, 1929’da Kızıl Kürdistan’ın özerk bölgesi idari birimleri iptal edilerek Dağlık Karabağ Özerk Bölgesi’ne bağlandı. Kısa bir süre sonra yani 25 Mayıs 1930 tarihli Azerbaycan (sosyalist/komünist) Hükümeti’nin kararıyla, özerk bölgeye dâhil olmuş bütün Kürd illeri hepten feshedildi. Dağlık Karabağ bölgesinin egemenliğinin elinden alınarak Kürdistan Dairesi yönetimi altına sokuldu. Bu daire bile sadece 75 gün yaşayabildi: 23 Temmuz 1930’da Sovyet yönetimi (SSCB) ile Azerbaycan hükümetlerinin ortak kararıyla toptan ortadan kaldırılmış oldu. İkna edici olmayan biricik gerekçe şuydu: İdari bakımdan daireler (mıntıka, yöre) sisteminden il (vilayet) sistemine/düzenine geçiş ülke ölçeğinde yapılmaktadır! 1936 yılında ise Azerbaycan Kürdlerinin kimliklerinin milliyet/etnik köken bölümünde Kürd kelimesi kaldırılıp, bunun yerine Azerbaycanlı yazılmıştır.”[11]
1923-1929 arasında özerk statüsünü sürdüren “Özerk Kürd idaresinin lağvedilmesi, Ermenilerin, Azerilerin, bunların çıkarlarını koruyan ve savunan Stalin’in ve Mustafa Kemal’in isteklerinin çakışmasıyla olmuştur. Daha sonra Kızıl Kürdistan Özerk Bölgesi’nde yaşayan Kürdler, 1930’larda ve İkinci Dünya Savaşı sürecinde Orta Asya’ya sürgün edilmişlerdir.”[12] Stefanos Yerasimos da benzer bir tespitte bulunarak, 1923-1929 yılları arasında statüsünü sürdüren özerk Kürd bölgesi, Türkiye’nin sınıra yakın bölgelerinde başgösteren Kürd ayaklanmalarıyla bağlantılı olarak dağıtılarak, Kürdlerin çoğunluğu Orta Asya’ya sürülmüş[13] olduğun belirtir.
Aslında Azerbaycan’daki Kürd varlığı yüzlerce yıllık geçmişe dayanır. Eskiden beri onlarca belki de yüzlerce Kürd köyü vardı; fakat Azerbaycanlı yöneticiler tarafından uygulanan doğrudan ya da dolaylı asimilasyon politikaları sonucu çok büyük bir bölümü asimile edilip Azerileştirildi. 1920-1930 yılları arasında Azerbaycan yönetiminin başında S. M. Kirov, L. Mirzoyev, N. Kikola, V. Polonski vb. gibi Bolşevik devrimin öncü kadroları vardı. Bu yöneticiler Stalin rejiminin milletçi çevreleriyle birlikte hareket etmiş ve aynı zamanda Türkiye’nin tahriklerinden de etkilenerek Kürdistan otonom bölgesine son vermiş ve daha sonra da Kürdlerin kazanılmış haklarını da hukuksuz bir şekilde gasp ederek Kürdleri asimile etmek üzere diğer uzak cumhuriyetlere sürmüşler. Stalin liderliğindeki SSCB yönetimi, 1930’da Airî merkezli Kürd ulusal özgürlük ve bağımsızlık hareketine doğrudan müdahil olmuş; askerî yönde Türk devletine destek verdiği gibi, İran yönetimine de baskı yaprak Türklerle gerçekleştirilen toprak takası sonucu, Kürd kuvvetleri kıskaca alınıp bölgeyi terk etmeye zorlanmıştı. Bunu 1936’dan sonra Azerbaycan’da Kürdlerin pasaportlarında “Kürd” kelimesinin kaldırılmasında, 1937’de Kürd kültürel gelişiminin öncülüğünü yapan aydınların Sibirya’ya sürülmesinde ve aynı yıl Azerbaycan ve Ermenistan’da Orta Asya ve Kazakistan’a on binlerce Kürdün göçertilmesinde görmek mümkündür. Böylece Güney Kafkasya’da yaşayan Kürdler, zamanın SSCB yöneticilerinin izlediği iç ve dış politikalar sonucu, ulusların kendi kaderini tayin hakkı ilkesi unutularak zorla topraklarından koparılıp vatansızlaştırılmışlar. Geri kalanlar da, 1991-1993 yılları arasında Ermenistan-Azerbaycan arasında Karabağ bölgesinde yaşanan savaş sırasında topraklarından zorla göçertilmişlerdir.
[1] Vladimir Minorsky, Şedadî (Di Lêkolînên Ser Dîroka Kafkasyayê de), Wergera ji îngilizî: Emin Narozî, Avesta, İstanbul, 2010, s. 17.
[2] V. Minorsk, TH Bois, Dn Mac Kenzie, Kürdler & Kürdistan, Doz Yayınları, 2. Baskı, İstanbul, 2004, s. 59.
[3] Ezîzê Ziyo Bedirxan, Kızıl Kürdistan, Yayına Hazırlayan: Hejarê Şamîl, Dara Yayınları, Diyarbakır, 2022, s. 19.
[4] İsmet Konak, Kürd Tarihinde Bir Özerklik Modeli: Kızıl Kürdistan, Kürd Tarihi, Sayı: 14, Ağustos-Eylül 2014, İstanbul, s. 37-38.
[5] Ezîzê Ziyo Bedirxan, A.g.e., s. 20
[6] Kavel Alpaslan, https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya-forum/2017/09/01/leninin-kizil-kurdistani, 15.08.2025.
[7] İsmet Konak, A.g.e., s. 39.
[8] Kavel Alpaslan, https://www.gazeteduvar.com.tr/dunya-forum/2017/09/01/leninin-kizil-kurdistani, 15.08.2025.
[9] Ezîzê Ziyo Bedirxan, A.g.e., s. 158.
[10] İsmail Beşikci, https://kovarabir.com/14326/ismail-besikci-kurdistana-sor/, 05.07.2025.
[11] Faik Bulut, https://portal.netewe.com/kizil-kurdistan-hakkinda-bilinmeyen-bazi-meseleler/, 10.08.2025.
[12] Ezîzê Ziyo Bedirxan, A.g.e., s. 11.
[13] Stefanos Yerasimos, Milletler ve Sınırlar: Balkanlar, Kafkasya ve Orta-Doğu, İletişim Yayınları, 4. Baskı, İstanbul, 2000, s. 455.
Şirvove (0)
Hêj şîrove nînin. Şiroveya yekem tu bike.