İran Devleti, tarihi bir barbar-sömürgeci, çok milletli bir devlet.

Fars milletinin egemen ve yönetimindeki bir devlet. Diğer milletler bağımlı, sömürge statüsü içinde zor ve barbar koşullarda yaşamlarını devam ettiriyorlar.

Kürdistan da, 1639 yılında yapılan Kasr-ı Şirin Antlaşmasından sonra Barbar-sömürgeci İran Devletinin egemenliği altında çok zor koşullarda, sömürge şartlarında, kendi kendini yönetme hakkından mahrum bir şekilde devam ettirdi.

Barbar-Sömürgeci İran Devleti, Kürdistan Milli ayaklanmalarının hepsini, Kürd milli devletinin kuruluşunu amaçlayan Şeyh Ubeydullah Nehri öncülüğündeki milli hareketi bastırmakla, Kürd milletine olan düşmanlığını net bir şekilde ortaya koydu.

Şikak Ağası Sımko’nun öncülüğünde kurulan Otonom Kürdistan’ı ve Kürdistan Mehabad Cumhuriyetini yıkmak ve Kürdistan liderlerini idam etmek ve katletmekle daha da barbar sömürgeci bir devlet olduğunu gösterdi.

İran’da Şah Diktatörlüğü, Toplumsal kitlesel ve başta Kürd milletinin milli ayaklanmaları sonucu 1979 yılında yıkıldı.

Şah Faşist Diktatörlüğünün yerine daha demokratik bir rejimin oluşacağı, bütün milletlerin otonom yönetime sahip olduğu yeni bir ortak ve milletlerin eşitliği temelinde bir devletin kurulacağı umut edildi.

Bu umudun yersiz olduğu, İran Devleti ve rejimin şiilerin olduğu bütün ülkelerde terör örgütlerini beslemekle bölge ve dünya içinde tehlikeli hale gelmesiyle açığa çıktı. Ama bu umut ve beklenti sonucunda da Kürd milleti, ülkesi Kürdistan’da otonom bir sistem, yönetim, iktidar yapısı oluşturdu.

Ama ne yazık ki İran’da yeni yönetim ayaklarıyla sağlam yere basınca, İslamcı Faşist Teokratik Bir Rejime dönüştü.

İran Devleti, bu yeni rejimle çok daha barbar sömürgeci bir karakter kazandı.

İdamlar ve kitlesel ölüm eylemleriyle zamana yayılan bir katliamı örgütlemeye başladı. Yeni İslamcı Faşit Teokratik rejim, en örgütlü olan, rejim ve Devlet için tehlike olarak nitelendirilen Kürdistan’daki de facto Kürd yönetimine ve Kürdistan Otonom Bölgesine saldırdı.

Kürdistan Partilerinin ve Kürdistan Otonom Yönetimi, İran Devleti ve Rejiminin Saldırısına, Silahlı pêşmerge gücüyle cevap verdi. (Eylül 1979).

İran Devleti ve Rejimi şehir merkezlerinde katliam yapmaya başladığı için, Kürdistan Örgütleri ve ve Kürdistan Yönetimi şehir merkezlerinden çekilme sağlayarak, Kürdistan Dağlarına çekildi.

İran Devleti ve Rejimi, Kürdistan’da silahlı milli kurtuluş mücadelesinin başlamasından sonra, daha saldırgan ve kan dökücü olmaya başladı.

Bu saldırganlık, genel bir karakter kazandı.

Bütün muhalif toplumsal siyasal ve farklı milletlerin milli güçlerine karşı da sistematik bir bir saldırı başlatıldı.

Bu sistemli saldırılar sonucu, Kürdistan milli kurtuluş mücadelesi güçleri Kürd milletinin ve Kürdistan’ın daha fazla zarar görmemesi için, geri çekilme sağladılar.

Buna rağmen, idamlar ve toplu katliamlar son bulmadı. Bu katliamlara ve zulme karşı Kürdistan’daki mücadele devam etti.

Kürdistan’daki milli mücadele sürecinde, hile ile Kürd lideri ve Kürdistan Demokrat Parti Başkanı Dr. Abdurrahman Kasımlo ve Dr. Şerefkendi, birçok Komala liderleri katledildiler.

Rejim ve Devlete karşı toplumsal mücadeleler ve milli toplumsal ayaklanmalar zaman zaman geliştiler.

Son zamanlarda da bu milli ve toplumsal ayaklanmalar daha yaygın ve güçlü bir karakterde gündeme geldiler.

Bu toplumsal ve milli direnme hareketleri, On Binlerce (36.000 - 40.000 kişinin katledildiği tahmin ediliyor) insanın katliamıyla bastırıldı.

Bölge devletleri ve özellikle Sömürgeci Türk Devleti’nin, Kürdistan Federe Devleti’nin oluşması korkusuyla İran’da devlet ve rejimin değişmemesi için olağanüstü çaba gösteriyor. Bu nedenle ABD ve İsrail’in devlet ve rejim değişikliği çabasını engellemek için olağanüstü çaba gösteriyor.

İran’daki bu son çaplı, kitlesel, yaygın, bütün milli ve toplumsal kesimleri kapsayan ayaklanmaların bastırılmasıyla da, devletin ve rejimin iç güçlerin mücadelesiyle değişmesinin olanaklı olmadığı netleşti.

O zaman güçlü açık müdahaleci ve destekleyici dış dinamiklere ve devletlerin desteğine ihtiyaç olduğu kesinlik kazanmış durumda.

Bu dış dinamik güçlerin ve devletlerin, başta Kürdistan Milli Güçleri olmak üzere, diğer milletlerin milli güçlerine, genel muhalefet güçlerine açıkça destek olması gerekir. Kürdistan Örgütlerinin, ittifakla bir koalisyonda anlaşması, federal İran Devletin; demokratik, çoğulcu bir rejimin oluşturulmasına karar vermeleri İran’da devletin ve rejimin değiştirilmesi için büyük bir olanak yaratmış durumdadır.

ABD ve İsrail’in İran’da başlattığı saldırıların, devlet ve rejimin değişmesini öngörmesi gerekir.

Bu değişimle, İran’daki milletler, Kürd milleti için; bölge ve dünya için bir tehlike olmaktan çıkar.

Diyarbekîr, 1 Mart 2026