Birinci Dünya Savaşı’ndan sonra dünyanın siyasal çehresinde çok büyük değişiklikler oldu. Yeni yeni devletler kuruldu. Ama uluslararası toplum Kürdlere, Kürdistan’a karşı çok ağır, çok haksız yaptırımlar gerçekleştirdi. 1920’lerde, Milletler Cemiyeti döneminde Kürdler, Kürdistan bölündü, parçalandı, paylaşıldı. Bu süreçte, dönemin iki emperyal gücü İngiltere ve Fransa’nın, Ortadoğu’nun iki köklü devleti Osmanlı İmparatorluğu/Türkiye Cumhuriyeti ve İran İmparatorluğu/Yeni İran Şahlığı’nın müşterek işbirliği ve güçbirliğini görüyoruz. Bu, Kürdler üzerinde bir insanın iskeletinin parçalanması, beyninin dumura uğraması gibi bir etki yarattı. Bu tarihlerden sonra Kürdler her parçada, Başur’da, Bakur’da, Rojhilat’da, Rojava’da çok ağır asimilasyon politikalarının hedefi oldu. Bütün Kürd değerlerine el konuldu. Kürdleri, diliyle, kültürüyle tarihlerden, yeryüzünden silmek için çok büyük çabalar harcandı. Bu haksız politikalar, Kürdistan’ın dört parçasında da şu veya bu biçimde hala devam ediyor. Kürdistan’ın bir parçasının da Kafkasya’da olduğunu unutmamak gerekir.