Geçen yazıda mütareke döneminde kurulan ilk Kürd örgütünün Radikal Avam Fırkası [Radikal Halk Partisi] olduğunu belirtmiştik. Bir şemsiye örgüt olarak Kürdistan Teali Cemiyeti’nin (KTC) kurulmasıyla birlikte, adı geçen parti de KTC’ye katılmıştır. Parti’nin kurucu başkanı Mevlanzade Rıfat, KTC merkez yönetiminde yer alır ve diğer kurucusu Emin Ali Bedirhan da cemiyetin ikinci başkanlığına seçilir.

Hakkârili Abdurrahman Rahmi’nin 2 Mayıs 1919 tarihli Serbestî gazetesinin 483. sayısında yayımlanan makalesinden öğreniyoruz ki bu dönemde M. Rıfat’ın Serbesti gazetesi, KTC’nin günlük yayın organı olarak yeniden neşriyata başlar. Celadet ve Kamuran Bedirhan kardeşler de gazetenin bu dönemdeki köşe yazarları arasında yer alır ve Celadet aynı zamanda gazetenin yardımcı editörlüğünü de üstlenir. Bu dönemde, Celadet Bedirhan artık profesyonel bir gazeteci ve aynı zamanda da KTC’nin aktif bir üyesidir.

Bedirhan kardeşler Serbestî gazetesinin yanı sıra dönemin muhalif gazetelerinden Said Molla’nın Türkçe İstanbul gazetesi için de makaleler yazmışlar. Celadet Bedirhan’ın, Umumi Savaş’ta bulunduğu Irak cephesi ya da Güney Kürdistan’daki anılarının bir kısmını “Ruznameyi Harp” [Savaş Günlüğü] başlığı altında, dizi yazı şeklinde bu gazetede yayımlanmıştır. Gelecek hafta söz konusu dizi yazılardan birini bu köşede kısmen size aktaracağız.

Celadet’in babası Emin Âli Bedirhan ile Serbestî gazetesinin sahibi Mevlanzade Rıfat’ın, kökleri geçmişe dayanan yakın dostlukları vardı. KTC bölündüğü zaman ikisi de “bağımsızlıkçı” kanatta yer aldı ve Emin Âli Bedirhan’ın başkanlığında Kürd Teşkilatı İçtimaiye Cemiyeti adıyla yeni bir örgüt kurdular. KTC’nin yayın organları olarak yayımlanan Jîn ve Kurdistan dergisi ile Serbestî gazetesi de bu ayrışmadan payına düşeni aldı. Serbestî gazetesi ve Jîn dergisinin yayını durdurulana kadar bağımsızlıkçı kanatın yönetiminde kaldı. Celadet ve Kamuran Bedirhan kardeşler de bağımsızlıkçı kanatta yer alarak siyasi çalışmalarla birlikte basın-yayın alanındaki faaliyetlerini bu doğrultuda sürdürdüler.

Bedirhanilerde erkeklerin yanı sıra kadınlar da yazmıştır; M. Rıfat’ın eşi Nuriye Ulviye Mevlan’ın sahibi olduğu “Kadınlar Dünyası” dergisinde Meziyet, Fahriye ve Mes’adet Bedirhan’ın yazıları da yayımlanmıştır. Adı geçen Bedirhani kadınlardan Meziyet Hanım, Celadet’in kız kardeşidir.

Caladet Bedirhan’ın bahsettiğimiz yayınlarda farklı konuları işleyen değişik yazıları yayımlanmıştır. Okuduğunuz yazının da başlığını oluşturan “Kürdlerde İttifak”, 8 Mayıs 1919 yılında Serbestî gazetesinde yayımlanan makalesinden alınmıştır. Kürdistan’ın bir parçasında bağımsızlık referandumu hazırlıklarının yapıldığı bir süreçte ve her zamandan daha çok ittifaka muhtaç olduğumuz bir dönemde, ulusal birliğin ve ittifakın sağlanmasına tarihsel bir hatırlatma olması vesilesiyle aynı başlığı tekrarlamak istedim. Çünkü bu yazıların içeriğine ve işlenen temaya baktığımızda, yaklaşık bir asır önce Kürdistan toplumunda yaşanan siyasal-ulusal süreç, bugün yaşananlarla büyük bir benzerlik göstermektedir. O günün egemen devletleri, Kürdleri bir takım ulema ve aşiret liderlerinin eliyle kandırarak uluslararası platformlara gönderdiği mektuplar ve çektirdiği telgraflarla süreci kendi lehlerine çevirdi. Bugün de basit grupsal çıkarlar ve çelişkiler bahane edilerek boynuna egemen devletlerin yuları takılmış modern(!) Kürd örgütlerinin eliyle bu süreç baltalanmak, akamete uğratılmak isteniyor.

Tarihe baktığımızda geçmişten bugüne kadar, ne zaman ki Kürdistan’da önemli tarihsel olaylar ve değişim süreçleri yaşanmışsa, ittifak ve birlik meselesi gündeme gelmiş ve çoğu zaman da ittifaksızlıktan dolayı kaybedilmiştir. Kürdlerde ittifak meselesi, hep tartışılagelen bir sorundur ve aynı zamanda önemli bir zafiyettir; Kürd aşiretlerini bir araya getirmek isteyen İdrisi Bitlisi de, bir Kürd padişahın hükümdarlığında Kürdlerin birliğini isteyen Ahmedi Hani ve diğerleri de büyük bir hassasiyetle Kürdlerde ittifakın ve birliğin önemini dile getirmişlerdir. İttifakın gerçekleşmemesi bir zafiyettir dedik ve elbette ki bu zafiyetin sosyolojik, psikolojik ve siyasi sebepleri vardır ve bunları tespit etmek çok önemlidir.

Celadet Bedirhan da o dönemde KTC’de yaşanan bölünme nedeniyle ittifak meselesini tekrardan gündemleştirir ve Kürdlerin her zamandan daha ziyade ittifaka muhtaç olduğunu söyler. Yazının devamında ittifaksızlığın sosyolojik, psikolojik ve siyasi nedenlerine değinir. Başarmak ve var olmak için mutlaka ittifakın gerektiğini vurgulayıp şu tespitlerde bulunmuştur:

“Her zaman ve özellikle geçirmekte olduğumuz şu tarihi anlarda Kürdlerde ittifak ve yardımlaşmanın lüzum ve gereklilik derecesinden bahsederken üzülerek mazinin bu hususta bazı hatalara şahit olduğunu kaydetmek zorundayız.

Kürdün yüksek izzeti nefsinin suiistimale uğramış bir istihalesi [başkalaşması] diye tefsir edeceğimiz mağrur benliği, Kürdler arasında “Menem diğer nist” [Benim başkası yok] davasının genellemesine büyük hizmetler ettiği inkâr olunamaz.

Kürdün; ittifak nimetinin ilmi esaslarına vakıf olmayışı, yaratılışındaki asabiyet, maddi muhitin zorluğundan esinlenen şiddet ve hiddet ile serbestçe yaşamayı, geniş ve hiçbir kaydı kabul etmeyen mutlak bir hürriyet içinde yaşamayı, şahsının ve mensup olduğu cemaatin refah ve saadetini temin edecek mesut bir ittifak ve birlikteliğe tercih etmiştir. İhtilaf hiçbir zaman temel ve hayati meselelerden çıkmamıştır. İhtilafların çıkışı biraz evvel izah ettiğimiz benlik sevdasından başka bir şey değildir.

Başarısızlıkların kuvvetli ve sarsılmaz bir ittifak ve yardımlaşmanın eksikliğinden kaynaklandığı aşikârdır. Bu mühim ve hayati noktayı layıkıyla idrak ederek mukadderatımızı ellerinde bulunduran büyük güçlerin bizi dikkat ve ehemmiyetle tetkik ettiği bu esnada ve ilelebet en küçük ihtilafa bile itiraz edelim.

Tarih, ittifaksızlık yüzünden ölmüş milletlerin enkazıyla doludur.”

 

Bersiv bide

Ji kerema xwe re şiroveya xwe binivsîne
Ji kerema xwe re navê xwe binivsîne

*