Fountain pen on an antique handwritten letter

Kürdçen’nin bütün hazineleri gün yüzüne çıkmamıştır. Bireysel ve kurumsal kütüphanelerde yazmadan basmaya, yakın tarihten uzak tarihlere, müstakil eserlerden müşterek eserlere kadar binlerce eser bulunmaktadır.

Başta Evliya Çelebi olmak üzere, Kürd coğrafyasını görme olanağı bulan birçok seyyahın eserinde, Kürd beylerinin kütüphanelerinde Kürdçe eserlerin de yer aldığı belirtilmektedir. Ancak bugün Arap alfabesi esaslı bu eserlerin çok azına rastlanmaktadır. Elbette bunun birçok nedeni var. Bunlar içerisinde en etkili neden, ‘Muhayyel Coğrafya’nın Türkiye, Suriye, Irak ve  İran ayağında farklı şekillerde uygulanan ‘Kürdçe yasağı’dır. Yasaklı konum, hem kendi döneminde Kürdçenin gelişmesini, hem de daha önceki eserlerin okuyucularla buluşmasını engellemiştir. Coğrafî dağınıklık, uzman eksikliği, Kürdçeye ve Kürd kültürüne atfedilen önem, patronaj (devlet olanakları) eksikliği diğer nedenler arasında yer almaktadır.

Türkiye’de Kürdçe yazmaların yakılmasına dair bir örnek de Aktepe Medresesidir. Medrese 1939-1940’da askerler tarafından basılmış, bütün Kürdçe kitaplar toplatılıp yakılmıştır. Bu durum 1961,1971 ve 1980’de de tekrarlanmıştır.

19. ve 20. yüzyılda  birçok Oryantalistin/Kürdoloğun Kürdçenin ‘yazma/basma’ eserlerini Rusya ve Avrupa kütüphanelerine taşıması, Kürd coğrafyasında yaşatılan ‘yasaklama, saklama, yakma’ etkisini, çok az da olsa azaltmıştır. Bugün elde bulunan Kürdçe eserlere yenilerinin eklenmesi de bu sayededir.

Rusya:

A. Jaba, Melê Mahmudê Bazîdî’nin 1850’lerde; derlediği, kopyaladığı ya da yazdığı Kürdçe yazmaları Rusya Bilimler Akademisine göndermiştir. M. B. Rudenko, hem Jaba, hem de W. Velyaminos Zernov, B.A. Dorn ve başlıca kişilerin farklı dönemlerde elde ettiği yazmalar hakkında 1961 yılında bibliyografik bir kitap yayınlamıştır. Opisanie kurdskikh rukopiseĭ leningradskikh sobraniĭ isimli çalışmada 84 yazma hakkında bilgi verilmiştir.

Almanya:

1856 yılında Berlin Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Richard Gosche’nin elinde ‘Nûbihar’ın yazması bulunuyordu. Ardından E. Sacheu, Martin Hartmann, A. Petermann, Le Coq ve Oskar Mann gibi araştırmacıların derledikleri birçok yazma Almanya’da toplanmıştır. Kemal Fuat’ın 1970 yılında Almanya’da hazırlamış olduğu ‘Kurdische Handschriften/Kürd Yazmaları (Wiesbaden)’ isimli doktora çalışmasında, çoğu Almanya’nın ‘Staatsbibliothek Marburg’ta bulunan Kürdçe 92 yazma  (aralarında Ehmedî Cizîrî’nin ‘Diwan’, Feqîyê Teyran’ın ‘Şeyhu San‘ân’, Ehmedê Xanî’nin ‘Mem û Zîn’, ‘Nûbihar’ eserlerinin de bulunduğu)  hakkında bilgi vermiştir.

Almanya’nın Tübingen Üniversitesi’nin kütüphanesinde bulunan ‘Arabisch-Kurdische Grammatik/Arapça-Kürtçe Grammer’ kitabının 1701 yılında yazıldığı belirtilmektedir. 83 sayfalık (76 sayfa yazının olduğu kısım) eserin kime ait olduğuna dair bir bilgiye yer verilmemiştir. Acaba bu kitap yeni bir eser mi, yoksa Eli Teramaxi’nin ‘Tesrîf’ kitabı mı? Ya da Yûnus Helqetî’nin ‘Terkîb’ ile ‘Tesrîfa Kurmancî’ isimli eserlerinin başak bir nüshası mı?

Bugün itibariyle Almanya’da 130 civarında Kürdçe yazma bulunmaktadır. Bu yazmalar üzerine yapılan çalışma ne yazık ki yok denilecek kadar azdır.

Türkiye:

Kültür ve Turizm Bakanlığı 2012 yılından itibaren kütüphanelerde bulunan Kürdçe yazmaların kayıtlarını çıkartmaya başladı. Türkiye’deki kütüphanelerde (Özellikle de Diyarbakır İl Halk Kütüphanesi, Konya İl Halk Kütüphanesi, Erzurum Atatürk Üniversitesi Kütüphanesi, İstanbul Fatih Kütüphanesi, İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi) şu ana kadar 30 civarında Kürdçe eser tespit edilmiştir.

Mardin Artuklu Üniversitesi bünyesinde kurulan ‘Kürdoloji Kütüphanesi’nde de Rusya’nın Saint Petersburg kütüphanesinden getirilen yazmalar bulunmaktadır. Buradaki yazmaların 2017 sonunda araştırmacıların istifadesine sunulması için kayıt işlemleri devam etmektedir.

Türkiye’de bulunan yakın ve uzak tarihli yazmalar üzerine ‘Yüksek Lisans’ ve ‘Doktora’ çalışmaları da yapılmaktadır. Ayrıca 1992 yılından beri faaliyet gösteren Nûbihar Yayınları, yazmaların Latin alfabesiyle okuyucuyla buluşması için büyük bir çaba sarf etmektedir.

Belirtmek gerekir ki, Türkiye’deki Kürdçe yazmalara dair herhangi bir çalışma şimdiye kadar yapılmamıştır.

Abdurrahman Adak, Zahir Ertekin, Özcan Erboy, Zeynal Abidin Zinar gibi birçok şahsın özel kütüphanesinde de Kürdçe yazmaların bulunduğunu belirtmeliyiz.

Irak:

‘Süleymaniye Yazma Eserler Kütüphanesi’ başta olmak üzere, Bağdat, Kerkük, Musul kütüphanelerinde Kürdçe’nin birçok lehçesinde yazma eserler bulunmaktadır.

Muhammed Ali Karadağî’nin ilk cildi 1998 yılında Bağdat’ta yayınlanan, daha sonraki ciltleri Hewlêr’de çıkmaya başlayan ve şimdiye kadar on cilt yayınlanan “Bu Wejandenevi Mijuyi Zanayani Kurd le Rigeyi Desthete Kayna Newe” isimli eseri, Irak ve Kürdistan Federe Hükümeti’nde bulunan Kürtçe yazmalara dair bilgileri barındırmaktadır.

2004 yılında Süleymaniye’de kurulan ‘Binkey Jîn’, Kürdçe yazmaların toplanmasını, kaydedilmesini ve elektronik ortama aktarılmasın sağlamaktadır. Bu merkezde bulunan yazmalara ait bibliyografik bilgiler, Husein H. Kareem tarafından hazırlanan ‘Descripttive Indexs of Manuscripts of Zheen Establishment fort he Revitilization of Kurdish Documentary and Jurnalistic Heritage’ isimli kitapta verilmiştir.

Spîrêz ve Aras yayınları ise  Kürdçe yazmaların günümüz okuyucularıyla buluşmasına olanak tanımaktadır.

Irak’ta ve Federe Kürdistan Bölgesi’nde özellikle Tahsin Doskî’nin Kürdçe yazmaların literatüre kazandırılmasında büyük emeklerinin olduğu bilinmektedir.

Suriye:

19. yüzyılda Almanya’ya götürülen Kürdçe yazmalardan bir kısmı, Şam başta olmak üzere Suriye’de toplanmıştı. Mele Nûrîyê Hesarî’nin (1934-2011) 1950 sonrası yazmış olduğu Kürdçe yazmalar ise hala yayınlanmamıştır. Suriye’de bulunan yazmalara dair herhangi bir çalışma mevcut değildir.

İran:

İran Parlamento Kütüphanesi başta olmak üzere, çoğunlukla Kürdçe’nin Goranî lehçesinde ortaya konulan yazmalar, İran’ın birçok kurumsal kütüphanesinde bulunmaktadır. Özellikle yakın tarihlerde Mustafa Dehqan, birçok eserin yani nüshasını literatüre kazandırdığı gibi, yeni eserlerin keşfini de sağlamıştır. Nitekim İran Parlamentosu Kütüphanesi’nde 87359 numarayla kataloglanan ve 18 yüzyılda Mustafa Han Beg tarafından yazıldığı düşünülen Kurmancî lehçesiyle yazılan 138 sayfalık ‘Divan-ı Şeyh Kurdî’ isimli eserin varlığından haberdar etmiştir.

İran Parlamento Kütüphanesi’nde başka Kürdçe yazmalar da bulunmaktadır. Bunlardan bir tanesi de Eli Ekber Kurdistanî tarafından 1867 yılında yazılan ve 1870 yılında Nesrullah Kurdistanî tarafından istinsah edilen 844 numara ile kaydedilmiş olan ‘Bedai’ul-Luxat’ isimli Kürdçe-Frasça açıklamalı sözlüktür. Mustafa Dehqan’dan aldığımız bilgiye göre, Meclis Kütüphanesi Kürdçe yazmalar açısından oldukça zengindir. Ayrıca Bahrooz Chamanara 60 civarında Kürdçe Şahneme bulmuştur.

Sine’de bulunan Kürdistan Üniversitesi’nin Kürdoloji Bölümü’nün 2013 yılından beri yazmalara dair çok önemli çalışmalara imza attığını söylemeliyiz.

Selim Temo, yakın tarihlerde Xorasan bölgesinde yapmış olduğu araştırmalarda; Xorasan Kürdlerinin 15. yüzyıldan itibaren ortaya koymaya başladığı Kürdçe yazmaların bir kısmına ulaşmıştır.

Perwîz Cîhanî de, İran’da Farsça bir yazmanın içerisinde yer alan ve 1800’lerde yazıldığı düşünülen Hewramî lehçesiyle yazılan ‘Mem û Zîn’ mesnevisini bulmuştur.

Ermenistan:

Karlenê Çaçani’nin aktardığına göre Sovyetler Birliği Ermenistan Cumhuriyeti’nde, Metinedaran arşivinde MESROP MASTOS bölümünde 7117 numarada kayıtlı olan Kürdçe yazma, Sovyet bilim adamlarına göre, 10-11.yy’dan kalmadır. Aynı arşivde 737 numarada kayıtlı bulunan Ermeni alfabesi ile yazılı 248 sayalık Kürdçe yazma 17.18.yy’dan kalma olup, folklorik metinleri içermektedir. Bunlardan başka arşivdeki 711, 5060 ve 10036 numaralı yazmalar da Kürdçedir. Qanatê Kurdo, Sovyet Ermenistan’da etnografya müzesinde, Dımıli lehçesi ile yazılmış bazı türkülerin yazmalarının bulunduğunu belirtmiştir.

İngiltere:

Londra’daki ‘British Museum’da Mele Mustafa Bêseranî’nin (1641-1702) şiirlerinin bulunduğu Kürdçe yazmalar bulunmaktadır. Enver Sultanî’nin 1997 yılındaki 21 destnûsî Kurdî (u Farsî sebaret be Kurd) le kitêbxanekanî Berîtaniya  isimli çalışmasında göre İngiltere’de 21 tane Kürdçe yazma bulunmaktadır.

Fransa:

1983 yılında Kürtler tarafından Paris’te kurulan ‘Paris Kürd Enstitüsü’nde Kürdçe yazma/matbuu eserler bulunmaktadır.

Avusturya:

Celîle Celîl tarafından Avusturya’da kurulan ‘Kürt Enstitüsü’nün ‘Cesime Celîl Kütüphanesi’nde Celile ailesinin uzun yıllar elde ettiği yazmalar bulunmaktadır.

Mısır:

Kahire’nin ‘Daru’l-Kütubi’l-Mısriyye/The Egyptian National Library’de (El-Hizanetu’l-Timuriyye, No: 46) Ehmedê Xanî’nin 18. yüzyılda istinsah edildiği düşünülen ‘Nûbara Biçûkan’ isimli eserinin yazması ‘Akîda İmané’ ile beraber bulunmaktadır.

İsveç:

SARA Kürt Kütüphanesi’nde Kürdçe’nin farklı lehçelerinde dört yazma eser bulunmaktadır.

Ayrıca Amerika, Kanada, İtalya, Danimarka, Azerbaycan, Suudi Arabistan kütüphanelerinde de Kürdçe eserlerin bulunduğu bilinmektedir.

 Kaynakça:

Mehmet Gültekin; ‘Petersburg Üniversitesi’nin Kürtler Hakkında Araştırmaları’, Ehmedê Xanî Yıllığı, 2013, ss:30-52.

Yaşar Kaya; ‘Din Dili Olarak Kürdçe’, Rewşen Dergisi, S:1-1992, ss:40-41.

Zeynalabidin Zinar; “Medreseya Axtepeyê”, Nûpelda, S:10/2012, ss:23.

 

Yazı: Basnews gazetesinin 18. sayısında farklı bir şekilde yayınlanmıştır.

 

Bersiv bide

Ji kerema xwe re şiroveya xwe binivsîne
Ji kerema xwe re navê xwe binivsîne

*