3 Kasım 2020’de, ABD’de Başkanlık seçimleri yapıldı. Aynı tarihte yapılan seçimlerde, Temsilciler Meclisi’nin 435 üyesi, Senato’nun üçte bir üyesi için de seçimler yapıldı. Bu yazıda, Başkanlık Seçimleriyle ilgili düşüncelerimi açıklamaya çalışacağım.

Başkanlık seçimleri sonunda Joe Biden 81 milyon (%53.1) Başkan Donald Trump 74 milyon (% 46.9) oy aldı.

Kanımca bu rakamlar, ulusal iradenin tecelli ettiğini açıkça göstermektedir. Ondan sonra, 538 Seçiciler Kurulu tartışmaları, 270 oyu buldu-bulmadı tartışmaları, ‘salıncak eyaletler’ tartışmaları ulusal iradenin derinleşmesini yaygınlaşmasını getirmez. Bu tartışmalar artık, ulusal iradeyi derinleştirmez, yaygınlaştırmaz. Bu tartışmalar, bu süreçler, artık ulusal iradede gedikler açar, ulusal iradeye kelepçe vurmaya başlar.

Örneğin, 8 Kasım 2016 Başkanlık seçimlerinde Hillary Clinton rakibi Donald Trump’tan 3 milyondan daha çok oy aldığı halde, bu, 538 kişilik Seçiciler Kurulu’na yansımadığı için, 270 delegeye ulaşamadığı için Başkan olamamıştır. Bu ise ulusal iradenin zedelenmesidir, hatta hiçe sayılmasıdır. 3 milyondan fazla oy mu daha önemlidir, 270 delege mi daha önemlidir?

Çünkü bütün eyaletlerde aynı yöntem uygulanır. California’dan Maine’ne, Alaska’dan, Washington’dan Florida’ya, Nevada, Nebraska, İndiana, Kansas, Missouri, Tenesse gibi bütün eyaletlerde, 50 eyalette aynı yöntem uygulanmaktadır. Seçim sonucu ise, yukarıda belirtildiği gibidir. Bundan sonra artık 538 kişilik Seçiciler Kurulu’na gerek duyulmamalıdır.

7 maddelik ABD Anayasası çerçevesinde bunun mümkün olup olmayacağını bilmiyorum. Kendimce, olması gerekeni ifade etmeye çalışıyorum. ABD devlet yönetiminde Başkan önemli bir kurumdur. Başkan’ın kararları, her iki kanadıyla Kongre’nin, yargı organlarının, basının, sivil toplum kurumlarının, hatta eyalet valilerinin denetimine tabii olsa da, Başkan, yine çok önemli yetkiler sahibidir. Bu niteliğiyle Başkan, öbür ülkeler, devletler için de önemlidir. Çünkü ABD, hala dünya politikasına yön veren çok önemli bir devlettir.

Başkanlık seçimi 3 Kasım 2020 yapılmıştır. Seçim kazanan Joe Biden 20 Ocak 2021’de görevi devralacaktır. Arada 78 gün vardır. Bu süre çok uzundur. Bu uzun süreye geçiş dönemi denmektedir. Bu 78 gün içinde, seçimle, görev değişimiyle ilgili gelişmeler şunlar olmuştur:

Donald Trump ekibi, Beyaz Saray’da, Joe Biden ekibine gerekli kolaylığı sağlamamıştır.

Başkan Donald Trump, her gün ‘ulusumuz, ülkemiz çok büyük tehlikelerle karşı karşıyadır. Bu tehlikeleri azimle savuşturacağız’ açıklamaları yapmaktadır.

Başkan Donald Trump, her gün, ‘bu hileli bir seçimdir. Seçimi çalmaya çalışıyorlar. Seçimin çalınmasına izin vermeyeceğim…’ açıklamaları yapmaktadır.

‘Seçimde hile var’ diyerek eyaletlerde 65 dava açmıştır. Bu davaların bazıları Washington’daki Federal Yüksek Mahkeme’ye kadar ulaşmıştır. Gerek eyalet mahkemeleri, gerek Federal Yüksek Mahkeme, ‘kanıt gösterilmemiş’ diyerek bu davaları reddetmiştir.

Başkan Donald Trump’un, açtığı 65 davanın hepsini de kaybetmiş olmasına rağmen, hala, seçimi kendi lehine çevirme gayreti içinde olması, bunu inanıyor olması, buna rağmen hiçbir kanıt gösterememesi, bu geçiş sürecinin çok önemli bir boyutudur.

3 Kasım sonrasında, oyların sayımı sırasında önemli bir olgu yaşanmıştır. Mektupla gelen oyların Joe Biden’in oylarını arttırdığı gözlenmiştir. İşte bu süreçte, Başkan Donald Trump, mektupla gelen oyların sayılmamasını istemiştir. Bu oylara yasal olmayan oylar demiştir. Bu oylar da onbinlerce, yüzbinlerce değil, milyonlarcadır. Halbuki mektupla oy verilmesi kongrenin kararıdır. Bu yeni bir durum da değildir. Daha önceki Başkanlık seçimlerinde de mektupla oy kullanılmıştır. 3 Kasım günü, belirtilen saatler arasında postaya verilen, posta damgası olan her mektup, daha doğrusu zarf içindeki oy, geçerli bir oydur. Bu zarf sayım komisyonunu önüne ne zaman gelirse gelsin, durum değişmez. Önemli olan 3 Kasım günü, belirtilen saatler arasında posta damgasını taşıyor olmasıdır.

***

Bu geçiş dönemine Topal ördek dönemi deniyor. Bu dönemde başkanın ciddi icraat yapmaması da bir gelenektir. Başkan Donald Trump, bunu da yapmıştır. Örneğin, seçimlerden çok kısa bir süre önce, Federal Yüksek Mahkeme’ye yargıç tayin etmiştir.

Georgia Eyaleti’ndeki seçimleri, Joe Biden 12.284 oy farkıyla seçimi kazanmıştı. Başkan Donald Trump, eyaletin en yüksek seçim yetkilisi Eyalet Sekreteri Brad Reifenberger’i arayarak bu oyların kendisine yazılmasını veya kendisi için 12.284’den bir fazla oy bulunmasını istiyor. Dikkat edelim, bu hileyi, Joe Biden’i hile yaptı diye suçladığı, bir sırada yapıyor.

Başkan Donald Trump’un bu ses kaydını, Washington Post Gazetesi ortaya çıkarmıştı. Donald Trump’un, seçim yetkilisi, Eyalet Sekreteri Brad Reifenberger ile bir saate yakın konuşması var. Brad Reifenberger’i ikna etmeye çalışıyor. O da bunun imkansız olduğunu belirtiyor. Bu, ABD’de, demokrasinin kurumsallaştığını göstermesi bakımından önemlidir. (Artıgerçek, 4.1.2021, Seçim sonuçlarını değiştirin, başlıklı haber)

Bu tür sözleri sıradan insanlar söylese inandırıcı olmaz. Ama ABD Başkanı söylerse binlere kişi buna inanır. Başkan, hile yapıldığını, seçimin çalındığını söylese binlerce, onbinlerce kişi buna inanır

6 Ocak’ta Joe Biden’in başkanlığının onaylanacağı bir toplantı yapılacaktı. Temsilciler Meclisi ve Senato birlikte toplanıp Joe Biden’in başkanlığına onay verecekti. Bu kaçıncı onay! Daha önce de birçok kurum, Joe Biden’in başkanlık seçimini kazandığını onaylamıştı. Aynı gün, Konge’nin toplandığı saatlerde, Beyaz Saray’a yakın bir alanda Başkan Donald Trump bir miting yaptı. Mitingde yaptığı konuşmada,  yukarıda belirtilen konuşmalarını aynen tekrarladı. Binlerce katılımcıyı, Temsilciler Meclisi ve Senato’nun, Federal Yüksek Mahkeme’nin birlikte yer aldığı Capitol’e yönlendirdi. Bu kitle çok kısa bir zamanda Capitol’ü işgal etti. Meydana gelen çatışmalarda, biri polis beş kişi yaşamının kaybetti. İşgalciler bazı ofisleri yağmaladı. Temsilciler Meclisi Başkanı Nancy Pelosi’nin ofisine giren işgalciler, Nancy Pelosi’nin dizüstü bilgisayarını da çalmış. Basında, çalınan bilgisayarın Rus istihbaratına satılmak istendiğine dair haberler vardı… Bu baskınla, işgalle, Joe Biden’in başkanlığını onaylama toplantısı yarıda kaldı.

Bu sırada, Temsilciler Meclisi’nde ve Senato’da, ‘Trump azledilmelidir’ konuşmaları yükselmeye başladı. Bu konuşmalar üzerine Başkan Donald Trump, işgalci saldırganlara, ‘artık evlerinize dönün’ açıklamaları yaptı. Yarım ağız da olsa seçimi Joe Biden lehine kaybettiğini söylemeye, daha doğrusu, ‘20 Ocak’ta Beyaz Saray’ı terkedeceğim’ demeye başladı.

Görüldüğü gibi bu uzun geçiş dönemi, seçimi kazanan Joe Biden için uygun bir ortam yaratamamış, seçimi kaybeden ama iktidarı devretmek istemeyen Donald Trump’a ulusal iradeyi bozma, ulusal iradede gedikler açma fırsatı vermiştir.

                                                         ***

Kumru Toktamış, Kongre işgalini ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. 9 Ocak 2021’ tarihinde kamuoyuna yapılan açıklama şöyle:

Çimenlerde ‘başbuğlarından’ işaret bekleyenlere karşı ciddi önlem alınmadı’

30 yıldır New York’ta yaşayan, Pratt Institute Sosyal Bilimler ve Kültürel Çalışmalar Bölümü’nün Kültürel Çalışmalar Koordinatörü Doçent Kumru Toktamış, seçimi kaybeden Başkan Trump’ın kışkırtmasıyla ABD Kongre Binası’nın basılmasını ve yankılarını anlattı: Benim anlamadığım şu: onlarca kez Washington DC’de yapılan gösterilere katıldım, değil Capitol’e girebilmek, o merdivenin basamaklarına bile yanaşamazdık. Orada nöbette duran güvenlik kuvvetlerinin silahlanma halleri yıldan yıla artıyordu…

***

78 gün içinde gördüğümüz, yaşadığımız en önemli konu, Başkan Trump’un, seçimde yenilgiyi kabul etmemesiydi. Seçimi hilelerle kendi lehine çevirme girişimleriydi. 6 Ocak’a kadar bu otokrat tutumunu sürdürdü.

ABD’de kurumlar güçlü olduğu için 4 saatlik Capitol işgalinin, kargaşanın, kısa zamanda üstesinden gelindi. Başkan Donald Trump istememesine, karşı olmasına rağmen, yarıda kalan rutin toplantıya devam edildi. Joe Biden’in başkanlığı tescil edildi.

Ama Trump, etkisiz bir hale getirilse bile Trumpizm sürüyor. Seçimde kazanılan 74 milyon oy çok büyük bir oydur. İlerde, Donald Trump zihniyetinde olanlar, ama, bu işleri, Donald Trump gibi hodbinlikle değil daha ince bir şekilde yaşama geçirmek isteyecekler olabilir.

Bu süreçte, ABD demokrasisi için önemli bir açıklama, Genelkurmay Başkanı Org. Mark Milley’den gelmiştir. ‘Biz bir diktatöre, despota yemin etmedik. Biz Anayasa’ya yemin ettik.’

Trumpizm nedir? Bunun düşünsel bir akım olmadığı besbellidir. Trumpizm, anayasayı ve yerleşik kuralları, kişisel çıkarlar doğrultusunda hiçe saymaktır. Hukukun üstünlüğü gibi temel ilkeleri kişisel çıkarlar doğrultusunda eğip bükmektir. Keyfi hareket etmektir.

13 Ocak 2021’de gerçekleştirdiği bir oturumda Temsilciler Meclisi 197’ye karşı 232 oyla Başkan Donald Trump’un azledilmesine karar vermiştir. Bu kararda 10 kadar Cumhuriyetçi Parti mensubu milletvekilleri de olumlu oy kullanmıştır. Bu karar daha sonra Senato’da da görüşülecektir. Başkan’ın azli konusunda, Temsilciler Meclisi Savcı, Senato, Yargıç konumundadır.

Seçimi kaybettiği halde, iktidarı devretmek istememenin nedeni neler olabilir? Bu, anayasaya, yasalara karşı işlenen suçlarla ilgili olabilir. İktidarı sürdürerek bu suçların gündeme gelmesini, kovuşturulmasını engellemeye çalışmak…

Seçimlerde kaybedip yenilgiyi kabul etmemek, Bu otokrat tutumla, iktidarı, seçimi kazanana devretmemeye çalışmak… Bu, az gelişmiş ülkelere, gelişmekte olan ülkelere, hatta gelişmiş ülkelerdeki bazı otokratlar için kötü örnek olabilir. Siyasal ve idari ve hukuksal kurumların güçlü olmadığı devletler için bu büyük bir tehlikedir. Bu bakımdan Donald Trump’un idari ve cezai yaptırımlarla karşılaşması önemli olacaktır.

Donald Trump, seçimi iptal ettirebilseydi, yeni bir seçim yapılacağı açıklanabilseydi, kongre baskınıyla, işgalle ilgili kargaşayı sürdürebilseydi, bu seçimi kaybeden ama iktidarı devretmek istemeyenler için önemli bir örnek olacaktı. Ama, özellikle yargı kurumlarının, basının, valiliklerin örneğin Georgia Valisinin tutumu böyle bir durumun yaşanmasına izin vermemiştir.

Son olarak şunu da belirtmek gerekiyor. 20 Ocak 2021’de, Başkan Joe Biden ve Başkan Yardımcısı, Kamala Harris yemin ederek göreve başlamıştır. Önceki Başkan olarak Donald Trump, bu törene de katılmamıştır. Halbuki bu da, ABD demokrasisinde yaşatılan önemli bir gelenekti. Bu durum, 233 yıllık ABD demokrasisinde, 1829 ve 1869 yıllarında iki defa yaşanmıştır. Önceki Başkanlardan Bill Clinton, George W. Bush, Barack Obama bu törene katılmıştır. 96 yaşındaki Cimmy Carter hasta olduğu için bu törene katılamamıştır.

Başkan Joe Biden’in ve Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in, önceki Başkan, Donald Trump’un, ABD demokrasinde gerçekleştirdiği tahribatı onarmak için epey çalışmaları gerekecek…

Bersiv bide

Ji kerema xwe re şiroveya xwe binivsîne
Ji kerema xwe re navê xwe binivsîne

*